10 KEHF SURESİNİN HİDAYET ÇAĞI’NDAKİ DECCAL FİTNESİYLE İLİŞKİSİ

Hidayet Çağı’nda (ahir zamanda) birbiri ardı sıra meydana gelecek fitnelerden kurtulmak için Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz Kehf Suresini tavsiye etmiştir:

“Sizden kim Deccal’e yetişirse Kehf Suresinin evvelini onun üzerine okusun, bu surenin sonu Deccal’in fitnesinden kurtuluşunuzdur.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/121)

KEHF - 1 Allah’a hamdolsun ki O, kuluna Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) indirdi. Ve O’nda, bir eğrilik kılmadı.

Kehf Suresinin ilk âyeti, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen Kur’ân’ı Kerim’den bahsetmektedir. “Sizden kim Deccal’e yetişirse Kehf Suresinin evvelini onun üzerine okusun.” demekle Deccal fitnesinden kurtuluşun ancak Allah’ın kitabı olan Kur’ân’ı Kerim’i okuyup öğrenmekle mümkün olabileceğini 14 asır evvel bize haber vermiştir.

Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir hadîs-i şerifinde: “Yakında koyu gece karanlıkları gibi fitneler olacak.” buyuruyor. Sahâbe soruyor: “Ey Allah’ın Resûl’ü! Bu fitneden kurtuluş ne ile mümkündür?” Peygamber Efendimiz: “Fitneden kurtuluş, Allah’ın Kitabı Kur’ân’ı Kerim iledir. Çünkü Allah’ın Kitabında sizden evvelkilerin haberi, sizin aranızdakinin hükmü ve sizden sonrakilerin hayatı vardır.” buyuruyor.

KEHF - 2 (Kur’ân-ı Kerim), kayyum (kıyâmete kadar devam edecek) olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).

Kehf Suresinin 2. âyet-i kerimesi, Kur’ân’ı Kerim’in bütün zamanların kitabı olduğunu bize haber vermektedir.

1- Kur’ân’ı Kerim’de Allah’ın emir ve nehiylerinden oluşan şer’î hükümler vardır.

2- Kur’ân’ı Kerim’de dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin azapla uyarılması vardır.

3- Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyip salih amel işleyen mü’minlerin en güzel ecirle müjdelendiği mükâfatları vardır.

4- 7 safha ve 4 teslimden oluşan Kur’ân’daki İslâm’ın 14 asır evvel sahâbe tarafından yaşanması vardır.

KEHF - 3 Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).

Ruhunu Allah’a teslim eden herkes 3. kat cennetin sahibi olur. Fıska düşmediği taktirde ahiret hayatında ebedî olarak cennette kalacaklardır.

KEHF - 4 Ve (Kur’ân-ı Kerim), “Allah, bir çocuk edindi.” diyenleri uyarır.

KEHF - 5 Onların ve babalarının (atalarının), ona (buna; Allah’ın evlât edinmeyeceğine) dair bir ilimleri yoktur. Onların ağızlarından çıkan kelimeler (sözler) çok büyük! Onlar, (söylerlerse) ancak yalan söylüyorlar.

Kur’ân’ı Kerim, baba Allah, oğul Allah “Allah, bir çocuk edindi.” ve Ruh’ûl Kudüs diyerek teslis akidesine bağlananları uyarır. Onların ve babalarının (atalarının), ona (Allah’ın evlât edinmeyeceğine) dair bir ilimleri yoktur. Onlar Allah adına yalan söylüyorlar.

KEHF - 6 Bu durumda eğer onlar, (Kur’ân-ı Kerim’deki) bu sözlere inanmazlarsa, onların arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.

Allah’ın katından, Allah’a ulaşmayı dileyenleri cennetle müjdeleyen, dilemeyenleri cehenneme gitmekle uyaran Kur’ân’ı Kerim’in tebliğ edilmesine rağmen “İnanmayanların arkasından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.” buyuruyor. Peygamberin görevi tebliğdir, hesap Allah’a aittir.

Bizi yaratan Allahû Tealâ insandan başka yarattığı herşeyi insan için yaratmıştır:

BAKARA - 29 O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm’dir (herşeyi en iyi bilendir).

İnsanı da Kendisi için yaratmıştır. Çünkü insan, Allah’ın emaneti olan ruhu taşımaktadır. Dünya hayatında ruh emanetini Allah’a teslim etmek bütün insanların üzerine farzdır. İnsan ruhunun, dünya hayatında Allah’a ulaşması hidayettir. Dînin sahibi Allah’tır. Allah bütün insanlar için hanif dînini seçmiş, razı olmuş ve bütün insanları da bu hanif dînini yaşayabilecek şekilde hanif fıtratıyla yaratmıştır.

RÛM - 30 Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

Hanif fıtratıyla yaratılan insanın, Kur’ân’ı Kerim’e göre şirkten ve dînde fırkalara ayrılmaktan kurtulup hanif olabilmesi, ancak Rum-31’e göre dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemesiyle mümkündür:

RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

RÛM - 32 (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

KEHF - 7 Muhakkak ki Biz, yeryüzünde olan şeyleri, onların hangisi daha güzel amel edecek diye imtihan etmemiz için, ona (arza) ziynet kıldık.

KEHF - 8 Ve muhakkak ki onun (arzın) üzerinde olan şeyleri, kuru toprak yapacak olan elbette Biziz.

Kehf-7 ve 8’de Allahû Tealâ: “Yeryüzünde olan şeyler, dünya hayatının metaı ve bir imtihan vasıtasıdır.” buyuruyor. Arzın üzerinde olan şeylerin fani olduğunu bize haber vermektedir. Ezelî ve ebedî olan herşeyin sahibi Allahû Tealâ’dır. Allahû Tealâ kurtuluş için Allah’a ulaşmayı dilemeyi bize öğütlemektedir, emretmektedir.

YÛNUS - 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YÛNUS - 8 İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Maden b. Ebu Talha’dan rivayet edilmiştir: “Kim Kehf Suresinin evvelinden 10 âyeti ezberlerse (yaşarsa) Deccal’in fitnesinden emin olur.”

Efendimiz Mehdi Resûl’e, ihsanla tâbî olan tüm kardeşlerimiz, 30 yıldan beri Kehf Suresinin 10. âyet-i kerimesini ezbere okuyoruz:

KEHF - 10 Gençler mağaraya sığındıkları zaman şöyle dediler: “Rabbimiz, bize Senin katından bir rahmet ver. Ve bize emrimizden (bizim içimizden, senin emirlerinden bize ait olan rahmet ve salâvâtı ulaştıracak kişiyi) mürşidi tayin et.”

Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz, bir başka hadîste şöyle buyurmuştur:

“Ümmetini tek gözü kör ve pek yalancı olandan (Deccal’den) sakındırmamış hiçbir peygamber yoktur. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Onun iki gözünün arasında -Kefere- yazılmıştır.” (Sahih-i Müslim’deki hadîs numarası [Sadece Arapça]: 5219)

Huzeyfe (R.A) şöyle anlatıyor:

“Allah Resûl’ü (S.A.V): ‘Deccal sol gözü kör, gür saçlı bir kimsedir. Beraberinde cennet ve cehennem vardır. Onun cehennemi cennet, cenneti de cehennemdir.’ buyurdu.” (Sahih-i Müslim’deki hadîs numarası [Sadece Arapça]: 5222)

Ebu Hureyre’den (R.A) nakledildiğine göre: “Allah Resûlü (S.A.V): ‘Dikkat edin! Size Deccal hakkında öyle bir şey bildireceğim ki; hiçbir peygamber kendi kavmine söylememiştir. Onun bir gözü kördür. Hem cennetin hem cehennemin bir benzeri de onunla beraber gelecektir. Fakat onun cennet dediği cehennemdir. Nuh, ona karşı kavmini nasıl uyardıysa, ben de sizi uyarıyorum.’ demiştir.” (Sahih-i Müslim’deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 5227)

Bir hadîs-i şerif, bu noktaya temasla şunları söylemektedir: “Gözünüzü açın! Size benim katımda sizin için Deccal’den daha korkutucu olan şeyi haber veriyorum. Gizli şirktir bu… Kişinin görenleri beğendirmek için kılmakta olduğu namazı süsleyip püslemesi bu cümledendir.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6)

LOKMÂN - 13 Ve Lokman, oğluna vaazederek (öğüt vererek) şöyle demişti: "Ey yavrum, Allah’a şirk koşma! Muhakkak ki şirk, azîm (çok büyük) bir zulümdür."

Şirk içinde yaşayana “münâfık” denir.

NİSÂ - 48 Muhakkak ki Allah, O'na şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki şeyleri dilediği kimse için bağışlar. Ve kim Allah'a şirk koşarsa, o taktirde büyük bir günah işleyerek iftira etmiştir.

NİSÂ - 116 Muhakkak ki Allah, kendisine şirk koşulmasını affetmez. Bunun dışındaki şeyleri ise, dilediği kimse için mağfiret eder. Ve kim Allah'a şirk koşarsa, o taktirde o, uzak bir dalâletle sapmıştır.

Açık ve gizli olmak üzere iki çeşit şirk vardır. Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Ben ümmetim için açık şirkten korkmuyorum. Ümmetim için en çok, Deccal fitnesinden daha tehlikeli olan gizli şirkten korkuyorum.” Deccal fitnesi dıştan gelen bir fitnedir ama gizli şirk, tek Allah’a inanan fakat dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin hevalarını ilâh edinmesidir. Mağfiret edilmeyen, büyük günahlardan olan şirkten kurtulmanın yegâne yolu, dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemektir. Nisa Suresinin 48 ve 116. âyetlerinde de şirkin dışında kalan tüm günahları, Allah’ın istediği taktirde affedebileceği açıkça bildiriliyor. Allahû Tealâ dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenlerin her türlü günahını örttüğü gibi aynı zamanda mağfiret etmektedir:

ENFÂL - 29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

ZUMER - 53 De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."

“Her kim Deccal’in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah’tan yardım istesin ve Kehf Suresinin baş tarafındaki âyetleri okusun. Bu suretle Deccal’in ateşi ona karşı soğuk ve selâmet olur.” (Ölüm-Kıyâmet-Ahiret ve Ahirzaman Alâmetleri, s. 494)