9 DÎN HÜRRİYETİ

İnsanlık tarihi boyunca hanif dîninden başka bir dîn olmamıştır. Kısaca, farklı dînler yoktur. Tek dîn olan Hz. İbrâhîm’in hanif dîni, Arapça adıyla İslâm, insanlara tam bir hürriyet tanımaktadır. Allah’ın vahyettiği ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem (A.S)’dan günümüze kadar geçerli olan bu anlayış, dîn ahlâkının da temelini oluşturmuştur. İslâm ahlâkına göre insan, Allah’ın bütün insanlar için vaazettiği hanif dînini yaşayıp yaşamamakta özgürdür ve hiç kimse bir diğerini hanif dînini yaşamak konusunda zorlayamaz. Her dönemde Allah’ın vazifeli kıldığı Kavim Resûlleri, sadece hanif dînini tebliğ yaparak, Allah’ın davetini ulaştırmaktadır.

NAHL - 125 Rabbinin yoluna (Allah'a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm'e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O'nun yolundan (Sıratı Mustakîm'den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir.

TÂHÂ - 44 O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar.

ANKEBÛT - 46 Ve kitap ehli ile onlardan zulmedenler hariç, en güzel olandan başka bir şekilde mücâdele etmeyin. Ve "Biz, bize indirilene ve size indirilene îmân ettik. Bizim İlâhımız ve sizin İlâhınız birdir (aynıdır). Ve biz, O’na teslim olanlarız." deyin.

Allah’ın davetini kabul eden herkes 1. kat cennetle müjdelendiği gibi ömrü vefa etmesi halinde 6 aylık süre içinde nefs tezkiyesiyle, ruhunu Allah’a ulaştırarak dünya saadetinin yarısına sahip olmaktadır. Tebliğci olan Kavim Resûlleri, Kur’ân ahlâkının tüm güzelliklerini anlatmakla yükümlüdür. Allah, Kur’ân’da bu durumu şöyle bildirmektedir:

ÂLİ İMRÂN - 164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

Kendisine 7 safha ve 4 teslimden oluşan hanif dîni anlatıldığı zaman kişi kendi isteğiyle, hiçbir baskı ya da zorlama altında kalmadan karar verir, Allah’a ulaşmayı kalben dileyerek îmân eder. Kısaca herkes doğruyu (dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileme) ya da yanlışı (dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilememeyi) seçmekte özgürdür.

BAKARA - 256 Dînde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.

MULK - 29 De ki: “O, Rahmân’dır, O’na îmân ettik (âmenû olduk) ve O’na tevekkül ettik.” Artık açıkça dalâlette olan kimdir, yakında bileceksiniz.

Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemeyerek yanlış seçimi yaparsa, dünyada yaşayacağı huzursuzluk ve mutsuzluğun yanında ahirette de bunun karşılığını cehennem azabı ile ödeyecektir.

YÛNUS - 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

ZUHRÛF - 33 Eğer insanlar tek bir ümmet haline gelecek olmasaydı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine mutlaka gümüşten tavanlar ve üzerinde yükseldikleri merdivenler yapardık.