4.1- MEHDİ (A.S)’IN DÖNEMİ OLAN HİDAYET ÇAĞI’NA AİT ALÂMETLER, BİRBİRİ ARDINCA GERÇEKLEŞMEKTEDİR
Mehdi (A.S)’ın çıkış alâmetlerinin bildirildiği hadîslerde, bu alâmetlerin arka arkaya, “tesbih taneleri” gibi meydana geleceği ifade edilmektedir. Gerçekten de bu alâmetler, birbiri ardınca ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bildirdiği şekilde meydana gelmektedir. Hadîslerde belirtildiği gibi, dünyanın dört bir yanında kargaşa ve anarşi artmakta, arka arkaya fitneler meydana gelmekte, katliamlar ve büyük felâketler yaşanmakta, yokluk ve açlık artmakta, insanlar büyük sıkıntılar çekmektedir. Tüm bu alâmetlerin arka arkaya, içinde bulunduğumuz zamanda Hidayet Çağı’nda gerçekleşmesi, müslümanların asırlardır gelişini bekledikleri Mehdi (A.S)’ın dönemi olan Hidayet Çağı içinde olduğumuzu çok net olarak göstermektedir.
“Çok acıklı durumlar ve elîm manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder.” (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadîsler - Ahir Zaman Mehdisinin Alâmetleri, Kahraman Neşriyat, s. 36)
“Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder.” (Kitab-ül Burhan fi Alâmet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
Kıyâmet alâmetlerinin arka arkaya meydana gelmesi, Mehdi (A.S)’ın geldiğini göstermektedir. Kıyâmetin zamanını sadece Allah bilir. Ancak kıyâmet olmadan önce oluşan olaylar, işaretler, alâmetler vardır.
MUHAMMED - 18 Öyleyse “o saatin” gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Halbuki onun alâmetleri (işaretleri) gelmiştir. Fakat (o saat) kendilerine geldiği zaman, onlara hatırlatmanın ne (faydası) olur ki?
“Kıyâmet alâmetleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların ardarda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadîs, 277/6; Camiü’s-Sagir, 3/167)
Kıyâmet alâmetleri aynı zamanda Mehdi (A.S)’ın çıkış alâmetleridir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîslerinde bildirdiği 10 büyük kıyâmet alâmetlerinden bir tanesi Duhân fitnesidir. Duhân olayını Yüce Rabbimiz, Duhân Suresinin 10, 11, 12, 13 ve 14. âyetlerinde bize açıklamaktadır:
DUHÂN - 10 Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.
DUHÂN - 11 (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.
DUHÂN - 12 Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz.
DUHÂN - 13 Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
DUHÂN - 14 Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler.
Bu âyetlerde sözü edilen Resûl’ün Efendi Hazretleri olduğunu, Yüce Rabbimiz 1996’da Kanal 6’da Hulki Cevizoğlu’nun programıyla bütün Türk halkına ispat etti.
Peygamber Efendimiz (S.A.V), Duhân Suresinin 10, 11, 12, 13 ve 14. âyetlerini okuduktan sonra başını kaldırarak sahâbeye: “Bu devre (duhan fitnesinin gerçekleştiği ahir zamana işaret ederek), ilmin ortadan kaldırıldığı zamandır.” buyurmuştur.
Ziya bin Lebit: “Ey Allah’ın Resûl’ü, biz Kur’ân’ı okurken çocuklarımıza öğretirken ilim (Kur’ân’ı Kerim) nasıl ortadan kalkar?” deyince Peygamber Efendimiz (S.A.V), evvelki zamanlarda yahudilerin ve hristiyanların düştüğü şeytanın tuzağına işaret edercesine: “Yahudi ve hristiyanların elinde Tevrat ve İncil olmasına rağmen onların ne işine yarıyor?” buyuruyor.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in, aşağıdaki hadîsleri bu konuyu ispat ediyor:
“İnsanlara bir zaman gelecektir ki; Kur’ân’ı Kerim’in yalnız resmi, İslâm’ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslâm’dan en uzak insanlar oldukları halde İslâmî isimlerle isimlenecekler, mescidleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır.”
Abdullah b. Amr b. el-As (R.A) diyor ki: Ben Resûlullah (S.A.V)’ı şöyle söylerken işittim: “Allah ilmi (Kur’ân’ı Kerim’i) insanlardan söküp almak suretiyle kaldırmaz, bilâkis âlimlerin (daimî zikre ulaşmış ehli zikrin) canlarını almak suretiyle ilmi kaldırır. Aralarında hiçbir âlim (ehli zikir) kalmaz da insanlar cahilleri önderler edinirler, onlara sorular sorarlar, onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırırlar.”
İşte Peygamber (S.A.V) Efendimiz’den sonra, savaşlarla ve normal ölümlerle Kur’ân’daki İslâm’ı yaşayan sahâbe, tâbiîn ve tebei tâbiînin sayısı gün be gün azalmıştır. Aralarında hiçbir âlim (ehli zikir) kalmadığında insanlar, cahilleri önderler edinmişler, onlara sorular sormuşlar, onlar da bilgisizce fetva vermişler ve böylece hem kendileri dalâlete kaldıkları gibi zanlarına dayalı hidayetine engel oldukları insanların da dalâlette kalmasına sebep olmuşlar. Günümüzde de meşhur dîn proşarımız, zanlarına dayalı olarak insanların hidayetine mâni olmaya devam ediyorlar.
İşte 1996’da, Kanal 6 televizyon programında bu olay vuku bulmuştur. Hidayet Çağı’nda Allah’ın vazifeli kıldığı Mehdi (A.S)’ı yalanlayan Prof. Yaşar Nuri Öztürk, Hüseyin Hatemi, Ayhan Songar ve Hüseyin Atay’ın etkisinde kalarak izleyicilerin çoğu Efendi Hazretleri’nden yüz çevirdiler ve 3 kere “Allah’a ulaşmayı dilediğiniz taktirde mutlaka Allah’ın cennetine girersiniz.” demesine rağmen gerekli dersi almadılar. Efendi Hazretleri tıpkı Furkân Suresinin 30. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi Kur’ân’ın terkedildiğini, Kur’ân’ın İslâm âlemi tarafından yaşanmadığını defaatle açıkladı:
FURKÂN - 27 Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah’a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.
FURKÂN - 28 Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.
FURKÂN - 29 Andolsun ki; bana zikir (Kur’ân’daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.
FURKÂN - 30 Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.