1.1.a- Mehdi (A.S)’ın şeriatı tasdik etmesi.

Mehdi (A.S)’ın Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin birlikte yaşadığı 7 safha ve 4 teslimden oluşan İslâm ahlâkını hâkim kılmak için, kıyâmet kopmadan önce Hidayet Çağı’nda (ahir zamanda) yeryüzüne mutlaka geleceği, Kur’ân âyetleri ve hadîslerde belirtilmiştir.

ÂLİ İMRÂN - 81 Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.

Âli İmrân-81’e göre Allahû Tealâ şeriat kitaplarını, nebîlere vermektedir. Şeriat kitaplarının hükümleri, her devirde bütün insanları bağlamaktadır. Mehdi Resûl, şeriat sahibi bir nebî değildir. Bir Velî Resûl olan Mehdi (A.S), âyetten de anlaşıldığı gibi, kendisinden önceki ulûl’azm peygamberlerine verilen şeriatı tasdik etmektedir.

Şeriat kitaplarının Kavim Resûllerine (Nebî olmayan resûllere) değil, nebîlere (peygamberlere) indirildiği gayet açıktır. Velî Resûllerin görevi, insanları uyarmak ve onları Allah’a kul etmektir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) meşhur hadîsinde: “En hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” buyuruyor. Bir başka hadîsinde: “Ümmetimin en hayırlısı Mehdi (A.S)’dır.” buyuruyor. Allah’a ulaşmayı dilemeyen ve mürşidlerine tâbî olmayan günümüz dîn öğreticileri, aslî mânâsından saptırılmış hidayeti öğretmektedirler. “HİDAYET doğru yoldur.” deyip HAKKI BÂTIL kılarak Kur’ân’ın nurunu söndürmektedirler.

Allah’ın koruması sebebiyle, Kur’ân’ın âyetlerini değiştirmeye gücü yetmeyen şeytan, HİDAYET kavramını değiştirmek suretiyle insanların HİDAYET’ine mâni olmaktadır. İblis, diğer Kur’ân kavramlarını aslî mânâsından saptırdığı gibi HİDAYET’i de “doğru yol” adını vererek değiştirmiş ve bunu günümüzde bütün dîn adamlarına kabul ettirmiştir. Çünkü 30 Kur’ân’ı Kerim mealinin hepsinde, nerede “HİDAYET” kelimesi geçmişse “doğru yol” olarak Türkçeleştirilmiştir. Neticede 14 asırda HİDAYET’in simgesi “doğru yol” olmuştur ve bütün dîn adamlarınca benimsenmiştir. Yani “HİDAYET”in gerçek anlamı şeytan tarafından yok edilmiştir.

TEVBE - 32 (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.