HİDAYET ÇAĞI
Allah’ın izniyle 30 yıllık Hidayet Çağı’nın giriş dönemini geride bıraktık. Şu an Hidayet Çağı’nın gelişme ve yükselme devresindeyiz. Bu devrede 7 safha ve 4 teslimden oluşan Kur’ân’daki İslâm, tüm dünyaya hâkim olacaktır. Kur’ân’daki İslâm’ın tüm dünyaya hâkim olacağı HİDAYET ÇAĞI’nda her türlü zorluk, sıkıntı ve acının yerini huzur, barış ve bolluk alacaktır. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyerek mürşidine ihsanla tâbî olan kullarını, kendilerinden öncekileri yeryüzünde halife kıldığı gibi mutlaka onları da halife kılacağını ve onlara, onlar için razı olduğu dînlerini mutlaka sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra (korkularını) mutlaka güvenliğe çevireceğini, Allahû Tealâ Nûr Suresinin 55. âyet-i kerimesinde bildirerek, vaadetmiştir.
NÛR - 55 Allah, sizden âmenû olanlara ve salih amel (nefs tezkiyesi) işleyenlere, kendilerinden öncekileri yeryüzünde halife kıldığı gibi mutlaka onları da halife kılacağını ve onlara, onlar için razı olduğu dînlerini mutlaka sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra (korkularını) mutlaka güvenliğe çevireceğini vaadetti. Bana kul olurlar, hiçbir şeyle (Bana) şirk koşmazlar. Bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar, onlar fasıklardır.
Bugün dünyamızda yaşanan sıkıntıların hepsi, aslında Hidayet Çağı’nın ve Mehdi (A.S) ve Hz. İsa (A.S) gibi müjdeli şahısların habercisi niteliğindedir. Mehdi kelimesi âyetlere göre; hidayete ermiş, Allah katından hidayetle gönderilen hidayetçi, hidayete erdiren mânâlarını ihtiva eder. Mehdi (A.S), Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kendi ailesinden olup, ahir zamanda (Hidayet Çağı’nda) geleceğini müjdelediği Mübarek Zat’a Allah’ın verdiği isimdir. Hidayet Çağı, hidayete erdiren (emanet olan ruhun dünya hayatında Allah’a ulaştıran) mânâsı itibariyle, Mehdi (A.S)’ın vazifeli olduğu dönemin adıdır.
Şu anda Hidayet Çağı’ndayız (ahir zamandayız). Fitneler, insanları alabildiğine kemiriyor. Bugün insanlık; dünyanın, malın, fakirliğin, şiddet ve terörün, cehennemin bir imtihan konusu olduğu bir dizaynda yaşamaktalar. İnsanı, dîni yaşamaktan alıkoyan, Allah’a ulaşmayı dilemeye engel olan ve cehenneme sürükleyen âmil ve sebeplerin hepsi, aslında gerçekten bir fitne konusudur. Anlaşmazlıklar had safhadadır. En büyük fitne, ümmetin birliğini bozan (tevhidi, dünya hayatında Allah’a ulaşma dileğini unutturan) dînde fırkalara ayrılmadır ama günümüz dîn öğreticileri ve İslâm’ın beş şartının muhtevası içinde dîni yaşadıklarını iddia edenler, dînde fırkalara ayrılmış darmadağın bir durumda olmalarına rağmen, kendilerini hidayette zannetmektedirler. Fırkalara ayrılmak, had safhada gerçekleşmiştir. Allahû Tealâ: “Dînde fırkalara ayrılmayın.” demesine rağmen, insanlar bunları gözardı etmektedirler. Gerçekten insanlık, alabildiğine bir herc-ü merc içindedir.
Söylediğimiz gibi; fitnenin çok çeşitli sebepleri vardır. Anarşi ve katliamlar, açlık, hayat pahalılığı ve özelikle bid’atlerin ortaya çıkması yani dînin aslında olmadığı halde, sonradan ortaya çıkan adetlerin, dînin esaslarıymış gibi kabul edilmesi, bu sebeplerin başında gelmektedir. Allahû Tealâ, kafirlerin birbirinin velîsi olduklarını ve tek ümmeti oluşturduklarını, bu Hidayet Çağı’nda fitnede birleşen bir tek ümmetin söz konusu olduğunu Enfâl-73’te açıklamaktadır:
ENFÂL - 73 Kâfir olan kimseler birbirinin dostlarıdır. Onu yapmazsanız (birbirinizle dost olmazsanız) yeryüzünde fitne ve büyük fesat olur.
Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede bizlere seslenerek: “Siz de dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyerek tevhide, birlik beraberlik içerisine girmediğiniz taktirde, yeryüzünde çok büyük bir fesat oluşacaktır.” buyurmaktadır.
Duhân Suresinde ifade edilen duman, semayı ve bütün âlemleri kaplayan duhan; bu fesattır, bu dînde fırkalara ayrılma fitnesidir.
DUHÂN - 10 Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.
DUHÂN - 11 (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.
DUHÂN - 12 Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü’minleriz.
DUHÂN - 13 Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
DUHÂN - 14 Ve (O’NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O’NDAN yüz çevirdiler.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Ahir zamanda Kur’ân’ı Kerim bir vadide, insanlar başka bir vadide olacaktır.”
Neden?
Çünkü el yazması kitaplar, Kur’ân’ı Kerim’in önüne geçirilmiştir.
Yine Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Ahir zamanda Kur’ân’ın resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar, İslâmî isimlerle adlandırılacaktır. Camiler dıştan mamur ama içleri hidayetten harabe halinde olacaktır.”
İşte dîn öğreticilerinin, hidayeti gizlemeleri sebebiyle hidayet tamamen yok olmuştur.
Gerçekten Allahû Tealâ’ya ne kadar hamdetsek şükretsek az ki; Hidayet Çağı’nda Allahû Tealâ, bizi Efendi Hazretleri ile beraber kıldı.
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V): “O’nunla, fitne ortadan kaldırılacak.” dediği zaman, O’nun tebliğine uyarak dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenlerin, dînde fırkalara ayrılmaktan kurtulacağını, dîn özgürlüğünün bu dilekle sağlanacağını ifade etmiştir.
Dînde zorlama yoktur. Dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemeyerek Allah’ın dînini yaşamak istemeyen insan, Allah’ın kendisine verdiği cüz’i (serbest) iradenin sahibidir. İradesini dilediği gibi kullanarak hesabını Allah’a verecektir ama Allah’ın dînini yaşamak istemeyen bu insanlar da, kesinlikle fitneye sebep olmadan (başkasının hidayetine mâni olmadan), İslâm toplumu içerisinde devlete verdikleri vergiyle, Allah’ın hükümleriyle adaletin sağlandığı bir dizayn içinde hayatlarına devam edebileceklerdir.