Önsöz

Hidayet Çağı, Mehdi (A.S)’ın vazifeli olduğu dönemin adıdır. Bugün dünyamızda yaşanan sıkıntıların hepsi, aslında Hidayet Çağı’nın ve Mehdi (A.S) ve Hz. İsa (A.S) gibi müjdeli şahısların habercisi niteliğindedir. Mehdi (A.S), Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kendi ailesinden olup, ahir zamanda (Hidayet Çağı’nda) geleceğini müjdelediği Mübarek Zat’a Allah’ın verdiği isimdir. Mehdi (A.S), hidayetin unutulduğu dönemde yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolmuş iken, yeryüzünü hidayet ve adalet ile dolduracaktır. O, Konstantiniyye’de (Roma’da) Hz. İsa Mesih ile birlikte olacaktır. Devrin İmamı olması hasebiyle Arap’a ve Arap olmayan herkese hükmedecek, onun devrinde Hz. İsa, Deccal’i öldürecektir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V), Mehdi (A.S) gelmeden önce bazı müslüman ülkelerde, dîn ahlâkından uzak, zalim ve acımasız karakterli kişilerin iktidarda olacağını hadîslerinde belirtmiştir. Gerçekten bugün birçok ülkede yöneticiler, müslüman halka eziyet etmekte, baskıcı rejimleri ile insanları ezmektedirler. Bir kısmında ise ehil olmayan yöneticiler nedeniyle halk çeşitli belâlara, doğal afetlere maruz kalmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde müslümanlar, ülke yönetimindeki liderler tarafından baskı altına alınmakta, çeşitli zorluk ve sıkıntılara Önsöz HİDAYET ÇAĞI 8 maruz bırakılmaktadırlar. Hak dîni yaşamak isteyenlerin özgürce ibadetlerini yerine getirmeleri engellenmekte, ekonomik sıkıntılar yaşamı zorlaştırmaktadır.

Mehdi (A.S)’ın Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin birlikte yaşadığı 7 safha ve 4 teslimden oluşan İslâm ahlâkını hâkim kılmak için, kıyâmet kopmadan önce Hidayet Çağı’nda (ahir zamanda) yeryüzüne mutlaka geleceği, Kur’ân âyetleri ve hadîslerde belirtilmiştir.

“Fitne” kelimesi “cehalet, zaruret ve ihtilâşar, karışıklık, kavga, savaş” gibi anlamlara da gelmektedir. Kelimenin bu anlamları düşünüldüğünde özellikle son bir asırdır, hadîste de ifade edildiği gibi “kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılan” savaşlar, iç çatışmalar, kargaşalar dünyanın dört bir yanında bitip tükenmeden devam etmektedir. Özellikle geride bıraktığımız 20. yüzyıl “Savaşlar Yüzyılı” olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl ise savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen bu herc-ü merc olayı, dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.

Allah’ın koruması sebebiyle, Kur’ân’ın âyetlerini değiştirmeye gücü yetmeyen şeytan, HİDAYET kavramını değiştirmek suretiyle insanların HİDAYET’ine mâni olmaktadır. İblis, diğer Kur’ân kavramlarını aslî mânâsından saptırdığı gibi HİDAYET’i de “doğru yol” adını vererek değiştirmiş ve bunu günümüzde bütün dîn adamlarına kabul ettirmiştir. Neticede 14 asırda HİDAYET’in simgesi “doğru yol” olmuştur ve bütün dîn adamlarınca benimsenmiştir. Yani “HİDAYET”in gerçek anlamı şeytan tarafından yok edilmiştir.

Dînler yoktur; sadece bir tek dîn vardır. O dîn, Hz. Âdem (A.S)’ın dînidir. O dîn, Hz. Nuh (A.S)’ın, Hz. Musa (A.S)’ın, Hz.İsa (A.S)’ın, Hz. Muhammed (S.A.V)’ın, Hz.İbrâhîm (A.S)’ın hanif dînidir. O dîn bugün de bütün insanlığın dînidir.

Bütün insanlar için Allah’ın vaazetiği dîn, sadece babamız İbrâhîm’in hanif dîni, Arapça adıyla İslâm’dır. Allahû Tealâ bütün insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır. Hanif fıtratıyla yaratılan bütün insanlar için sadece hanif dînini seçmiştir.

Allahû Tealâ’nın verdiği emir son derece nettir. “Dînde fırkalara ayrılmayın.” demesine rağmen şeytanın negatif tesiriyle, günümüzde Hz. Musa (A.S), Hz.İsa (A.S) ve Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in dîninden başka birçok dîn oluşmuştur. Yapılan bir araştırmada, dünya üzerinde 72 inanç türü tespit edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in, Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihi olarak hadîslerinde açıkça Hicrî 1400 tarihini vermesi, içinde bulunduğumuz Hidayet Çağı’nda Mehdi (A.S)’ın çıktığı nı bize bildirmektedir. Çünkü Hicrî 1400 yılının başlangıcı, Milâdî 1980 yılına denk gelmektedir.

Birçok evliya, Hidayet Çağı’nda (ahir zamanda) Mehdi (A.S)’ın gelişinde hiçbir şüphe olmadığını bildirmişlerdir.

Hadîslerde belirtildiği gibi, dünyanın dört bir yanında kargaşa ve anarşi artmakta, arka arkaya fitneler meydana gelmekte, katliamlar ve büyük felâketler yaşanmakta, yokluk ve açlık artmakta, insanlar büyük sıkıntılar çekmektedir. Tüm bu alâmetlerin arka arkaya, içinde bulunduğumuz zamanda Hidayet Çağı’nda gerçekleşmesi, müslümanların asırlardır gelişini bekledikleri Mehdi (A.S)’ın dönemi olan Hidayet Çağı içinde olduğumuzu çok net olarak göstermektedir.

Hidayet Çağı’nın gelişme devresinde yeryüzünde hüküm süren bu karanlık durum, Hidayet Çağı’nda vazifeli olan Mehdi (A.S)’ın Allah’tan öğrendiği 7 safha ve 4 teslimden oluşan Kur’ân öğretisiyle sona erecek, Hz. İsa (A.S) ile dîn birliğinin sağlanmasıyla tüm dünyada benzeri görülmemiş bir barış ve adalet ortamı sağlanacaktır.

Hidayet Çağı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in müjdelediği gibi cennetin dünyadaki bir müjdesi, Allah’ın mü’minlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla herkesin ulaşmak isteyeceği bu dönem, Allah’a ulaşmayı dileyerek mürşide tâbî olan, tüm îmân eden insanlar için dünya hayatında çok üstün bir mükâfattır. Bu güzel dönemle müjdelenmek de kuşkusuz tüm insanlar için çok büyük bir şereftir.