Kur’ân-ı Kerim ve Sahih Hadîslerde HZ. İSA

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

MERYEM - 30 (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”

MERYEM - 31 Ve beni nerede bulunursam bulunayım (bulunduğum heryerde) mübarek kıldı. Ve hayatta kaldığım sürece namazı ve zekâtı bana vasiyet etti (emretti).

MERYEM - 32 Ve anneme karşı birr sahibi olmayı (emretti). Ve beni, cebbar (zorba) şâkî kılmadı (yapmadı).

MERYEM - 33 Ve doğduğum gün ve öleceğim gün ve canlı olarak beas edileceğim (diriltileceğim) gün selâm benim üzerimedir (banadır).

MERYEM - 34 İşte bu Meryemoğlu İsa. (O), Hakk’ın sözü’dür ki; O’nun hakkında şüphe ediyorlar.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Başında benim bulunduğum, sonunda İsa bin Meryem’in, ortasında (sondan önce) Mehdî’nin bulunacağı bir ümmet helâk olmaz.” (K: Nesaî ve Ebû Nuaym (Said Havva, A.g.e., 9:339.)

Hz. İsa (A.S) kıyâmetin bir ilmidir. Kur’ân-ı Kerim âyetlerine göre İsa (A.S) öldürülmemiştir; Allahû Tealâ O’nu katına ref etmiştir ve âhir zamanda, Mehdi (A.S) döneminde ikinci kere dünyaya gönderilecektir. Nisâ Suresinin 157, 158, 159. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ bu hakikati şöyle dile getirmektedir:

NİSÂ - 157 Ve onların, “Muhakkak ki, Allah’ın Resûl'ü Meryem’in oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük.” sözleri (çok büyük iftiradır). Ve onu öldürmediler ve onu asmadılar. Fakat (öldürülen adam) onlara, (Meryem’in oğlu İsa Mesih’e) benzer olarak gösterildi. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

NİSÂ - 158 Hayır, Allah onu, Kendisine yükseltti. Ve Allah Azîz'dir (üstündür, güçlüdür), Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

NİSÂ - 159 Ve ancak, kitap ehlinden olanlar (onu tekzip eden Yahudiler ve “Allah’ın oğlu” diyen Nasraniler), ona ölümünden önce mutlaka îmân edecekler. Ve o, kıyâmet günü onların üzerine şahit olacak.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“İmamınız kendinizden olduğu halde, Meryem Oğlu sizin içinize indiği zaman sizler nasıl olursunuz?” (K: Buharî, Enbiya 50, 3265, 3/1272; Müslim, İman: 71,155, 1/136.)

Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî anlatıyor:

“Bir gün kendi aramızda konuşurken Peygamber (S.A.V) geldi ve ‘Ne müzakere ediyorsunuz?’ diye sordu. Ashâb: ‘Kıyâmet hakkında konuşuyoruz.’ dediler. Resûlullah (S.A.V): ‘Şu on alâmeti görmedikçe kıyâmet kopmayacaktır.’ buyurdu ve şunları saydı: Duman, Deccâl, Dâbbe, güneşin batıdan doğması, Meryem oğlu İsa (A.S)’ın yeryüzüne inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc, doğuda-batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç büyük çökmenin yaşanması ve son olarak Yemen’den çıkıp insanları haşrolacakları yere sürecek bir ateş.” (K: Müslim, Fiten, 39.)

İsa (A.S) göğe kaldırıldıktan 2000 yıl sonra dünyaya geleceğine göre, bunu yaşayan herkesin artık kıyâmet hakkında hiçbir şüphesi kalmayacaktır. Kıyâmetin hak olduğu bilinecektir. Bu açıdan Hz. İsa, kıyâmet alâmetlerinden en büyük işarettir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“İsa bin Meryem, adil bir hâkim ve adaletli bir imam olarak inmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. Mal da o kadar çoğalacaktır ki hiçbir kimse mal kabul etmeyecektir.” (K: Sünen-i İbni Mace), 10/340.)

Benzer bir hadîste de şöyle buyurulmaktadır:

“Sizler on alâmeti görmedikçe hiçbir zaman kıyâmet kopmaz... Biri de İsa (A.S)’ın inmesi...” (K: Müslim, Kitabü-l Fiten: 39.)

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz bir diğer hadîs-i şerifinde de: “Beni hak peygamberi olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki Meryem oğlu İsa kıyâmete yakın indirildiği zaman, benim ümmetimde kendi peygamberliği dönemindeki sahâbeleri olan havarilerine halef, onların yerini tutacak kimseler bulacaktır.” buyuruyor.

İsa (A.S)’ın peygamberliği dönemindeki sahâbeleri olan havarilerine halef olanlar, bugün Mehdi (A.S)’ın etrafında toplananlardır. Allahû Tealâ’nın dizaynına göre, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz hadîs-i şerifinde Hz. Ali’ye: “Ya Ali, âhir zamanda Hz. İsa (A.S)’ın arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir.” buyurmuştur. Anlıyoruz ki Mehdi (A.S), Hz. İsa indiğinde muhakkak ki velâyetin gerektirdiği dizayn içerisinde nebî olan Hz. İsa’ya namaz kılmayı teklif edecek ama İsa (A.S): “Bu ümmetin imamı kendisindendir. Kâmet senin için getirildi.” buyurarak, O’nun arkasında namaza duracaktır. İsa (A.S) bu standart içinde Mehdi (A.S) ile birlikte olacaktır.

Yine bir başka kaynaktan ulaşan hadîs şöyledir:

“Meryem oğlu İsa gökten nüzul ettiğinde onların emiri Mehdi kendisine: ‘Gel, bize namaz kıldır.’ der. Ancak O: ‘Şu ümmete Allah’ın bir ikramı olan sizin biriniz diğerinize emirdir. İmamınız kendinizdendir.’ der.”

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de: “İsa (A.S)’ın arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir.” buyurmasıyla, günümüzde Devrin İmamı’nın huzur namazını tarif ederken önde huzur namazının imamı, arkasındaki iki kişiden bir tanesinin Hz. İsa olduğunu bize söylemesi -Resûlullah’ın hadîsiyle bire bir örtüştüğü için- îmânımızı bir kat daha arttırmıştır.

“Bu ümmetin Mehdi’si İsa (A.S)’a imam olandır.”

O halde Devrin İmamı’nın Allah katındaki değeri, Resûlullah’ın söylediği bu hadîslerden net olarak ortaya çıkmaktadır. Hz. İsa, nübüvvetin sahibidir. Devrin imamı hayy olmakla kaimdir.