Birinci safha takva: Allah’a ulaşmayı dilemek.

Başlangıç noktasında herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir. Olayları yaşayan ve değerlendiren, ona göre davranış biçimi sergileyen kişi Allah tarafından ya seçilir ya da seçilmez. Seçilmeyenler, kendileri hidayeti dilemediği gibi başkalarının da hidayetine mâni olan insanlardır. Başkalarını Allah’ın yolundan saptıran bu zalimler dışında bütün insanlar Allah tarafından seçilir ama Allahû Tealâ seçilenleri de musîbetlerle imtihan eder. Allahû Tealâ’nın muradı o kişinin musîbetlerden gerekli dersi almak suretiyle Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Kasas Suresinin 47. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:

KASAS - 47 Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse: "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü’minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

Allahû Tealâ olaylarla insanlara ders vermekle kalmayıp katından hidayetçiler de göndermektedir.

TÂHÂ - 123 (Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Allahû Tealâ’nın muradı, bir taraftan olaylarla insanları imtihan ederek insanların Allah’a ulaşmayı dilemelerini sağlamak, diğer taraftan da Allah’ın katından insanlar için vazifeli kıldığı hidayetçiler vasıtası ile insanların Allah’ın davetine icabet etmelerini sağlamaktır. Rabbimiz, her iki koldan da kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesini istemektedir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’de kadın olsun erkek olsun, akıl ve baliğ olan herkesin üzerine Allah’a ulaşma dileğini farz kılmıştır. Allah’a ulaşmayı dilemek takva sahibi olmaktır ve hayatî öneme sahiptir.

Zumer-54’de takva sahibi olabilmemiz için gerekli emirler verilmiştir.

ZUMER - 54 Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

Görüyoruz ki Allah’a gerçekten teslim olabilmek için Allahû Tealâ’ya kalben ulaşmayı dilemek gereklidir. Allahû Tealâ Lokmân Suresinin 15. âyet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır:

LOKMÂN - 15 Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

Allahû Tealâ Rûm-31’de konuyu şöyle noktalamaktadır:

RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

İşte açıkça görülüyor ki Allah’a ulaşmayı dilemek herkesi takva sahibi kılar; takvanın giriş kapısıdır. Allahû Tealâ Enfâl Suresinin 29. âyet-i kerimesinde de şöyle buyurmaktadır:

ENFÂL - 29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Âyet-i kerimeye göre, günahlarımızın örtülmesi ve cennet ehlinden olabilmemiz ancak takva sahibi olmamızla mümkündür. Enfâl-29’un başında zikredilen âmenû olanlar gerçekten Allah’a inanıyorlar, müminlerdir ama hak mümin değillerdir. Hak mümin olabilmeleri için Allahû Tealâ’nın âyet-i kerimenin devamında bahsettiği gibi takva sahibi olmaları gerekmektedir. Kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, takva sahibi olursa Allahû Tealâ onlara furkanları verir ve onların günahlarını örter. Allah onlara birinci kat cenneti sağlayacağını vadetmiştir.

Kur’ân-ı Kerim’in olmazsa olmazlarından ve kurtuluşun şartlarından bir tanesi de Allah ve Resûl’üne itaattir. Hucurât Suresinin 14. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bunu şu şekilde ifade etmektedir:

HUCURÂT - 14 Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: "Teslim olduk." deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”

Olması gereken şey A’dan Z’ye kadar Allah ve Resûl’üne itaat etmektir. Allah’a itaatin ve hidayetin giriş kapısı takva sahibi olmaktır. Bu aynı zamanda Allah’a ulaşmayı kalben dilemektir. Allahû Tealâ Yûnus Suresinin 62, 63. âyet-i kerimelerinde de aynı hakikati bir kere daha dile getirmektedir.

YÛNUS - 62 Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

YÛNUS - 63 Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

O halde en alt seviyedeki takva, kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Kişinin insan-ı kâmil olabilmesi için Hz. İbrâhîm’in hanif dînini, Arapça adı ile 7 safha 4 teslimden oluşan İslâm’ı yaşaması gereklidir ve takvanın 1. safhası ile İslâm’ın 1. safhası aynıdır; 1. safha kalben Allah’a ulaşmayı dilemektir.