“Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki Rabbiniz birdir, atanız birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” (K. Ahmed b Hanbel, 5, 411.)

Kur’ân-ı Kerim’e Göre Takva Ne Demektir?

Günümüz İslâm tatbikatında takva genellikle lugat anlamı itibarı ile yer almakta ve kullanılmaktadır. Fakat bu Kur’ân âyetlerine uymamaktadır. Nerede takva kelimesi geçmişse insanlar “Allah’tan korkmak” olarak ifade etmişlerdir. Hâlbuki Kur’ân-ı Kerim’e baktığımızda şeytan da Allah’tan korktuğunu söylemektedir. Şeytan hiçbir zaman takva sahibi olamayacağına göre bu kavramın “Allah korkusu” şeklinde ifade edilmesi bizi gerçek anlamına ulaştıramaz. Hiç kimse şeytanın muttaki olduğunu söyleyemez. Biliyoruz ki şeytan, hidayetine mâni olduğu milyarlarca insanla birlikte cehenneme gidecektir.

Lugat anlamı itibarı ile ele alırsak takva; bir şeyi zarardan ve sıkıntıdan korumaktır. Dînde takva ise kesinlikle nefsi günaha düşürecek her şeyden koruyup sakındırmaktır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de emirleri vardır. Allah bu emirlere itaat etmemizi ister. Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ’nın belirttiği yasaklar vardır; o yasaklara da harfiyen uymamızı ister. Nerede Allahû Tealâ’nın emrine karşı çıkar, isyan edersek mutlaka kendimize zarar veririz, derecat kaybederiz ve mutlaka iç dünyamızda sıkıntıyı yaşarız. Nerede Allah’ın yasak ettiği bir fiili işlersek yine kendimize zarar veririz, derecat kaybederiz, aynı zamanda iç dünyamızda da sıkıntıyı yaşarız. O halde takva kavramına bu açıdan baktığımızda takva kişinin kendisini zarardan ve sıkıntıdan korumasıdır. Dîn açısından takva, kişinin kendisini zarardan ve sıkıntıdan korumak için Allahû Tealâ’nın bütün emirlerine itaat etmesi ve yasak ettiği fiilleri de işlememesidir.

Allah Resûl’ü takvanın kalbî bir tavır olduğunu belirtmek üzere üç defa: “Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır.” buyurmuş ve o esnada eliyle göğsüne işaret etmiştir. (K: Müslim, Birr, 32.)