Kur’ân-ı Kerim ve Sahih Hadîslerde Tasarruf- Devrin İmamı
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Benim ümmetimin âlimleri (velîleri) Benî İsrail’in peygamberleri gibidir.” (K: Razi, Tefsir, 8/302; Neysaburi, Tefsir: 1/264; Keşfu’l-Hafa: 2/64.)
Hadîs-i şerifte Allah’ın her devirde vazifeli kıldığı, tasarruf rızasının sahibi olan devrin imamına ışık tutulmaktadır. Allahû Tealâ nebîlerin olmadığı devirlerde kavim resûllerinden birini devrin imamı olarak seçer. Devrin imamı risâletin sahibidir. Nübüvvet Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le sona ermiştir, ancak risâlet kıyâmete kadar devam edecektir.
Nübüvvet, peygamberlere (nebîlere) has bir olgudur.
Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ’nın nübüvvetle vazifeli kıldığı bütün peygamberler, aynı zamanda Allahû Tealâ’nın kendilerine şeriat kitabı verdiği Allahû Tealâ’nın temsilcileridir, Allah’ın resûlleridir. Allahû Tealâ Âli İmrân-81’de şöyle buyurmaktadır:
ÂLİ İMRÂN - 81 Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Allahû Tealâ’nın kendisine kitap ve hikmet verdiği ulûl’azm nebîler (peygamberler), Nuh (A.S), İbrâhîm (A.S), Musa (A.S), İsa (A.S) ve Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’dir.
AHZÂB - 7 O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh’tan ve Hz. İbrâhîm’den ve Hz. Musa’dan ve Meryemoğlu Hz. İsa’dan ve onlardan ağır bir misak aldık.
Âyet-i kerimede Allahû Tealâ, yukarıda belirttiğimiz nebîlerinin ve de Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in isimlerini zikretmektedir. Hadîs-i şerifte ise: “Benim ümmetimin velîleri benî İsrail’in peygamberleri gibidir.” denilmektedir. Ulûl’azm nebîler arasında Benî İsrail’in peygamberleri olan Hz. Musa (A.S) ve Hz. İsa (A.S) vardır. Her ikisi de Kur’ân-ı Kerim’de Benî İsrail’in peygamberleri olarak ifade edilmektedir. Allahû Tealâ Ahzâb-40’da Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in son peygamber olduğunu, ondan sonra nebî gelmeyeceğini ifade etmektedir.
AHZÂB - 40 Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu minval üzere şöyle buyurmuşlardır:
“Ben Muhammed’im, Ahmed’im, el-Mukaffîyim (nebîler silsilesinin sonuncusuyum), el-Hâşirim, Nebiyyu’r-Rahmeyim (Rahmet ve Şefkat Peygamberiyim) ve Tevbe Nebîsiyim.” (K: İmam Muslim, Müslim b. Haccâc, Sahihu Müslim.)
Nübüvvet Peygamber Efendimiz ile sona erdiğine göre, Ümmet-i Muhammed’in âlimleri (velîleri) ile Benî İsrail peygamberleri arasındaki benzerlik risâlettir. Ümmet-i Muhammed'in âlimleri (velîleri) Allahû Tealâ’nın velî resûlleridir. Hadîste zikredilen vasıf da risâlettir.
Nebîler, Allah’ın peygamberleridir ve âlemlere rahmet olarak gönderilmişlerdir.
ENBİYÂ - 107 Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Ben ancak rahmet olarak gönderildim, lânetçi olarak gönderilmedim.” (K: Müslim, Birr 87.)
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir başka hadîsinde de:
“Allah beni tebliğci olarak gönderdi; zorlayıcı olarak göndermedi.” buyurmuşlardır. (K: Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 66; Müslim, Talâk, 35.)