21. BASAMAK 3. SAFHA Nefs-i Tezkiye

28 basamaklık İslâm merdiveninin 21. basamağı Nefs-i Tezkiye’dir. Üç vücudumuzdan biri olan nefsimiz kâlû belâ günü Allah’a bir yemin vermiştir. Bu yeminin muhtevasında evvela nefsin tezkiye olması, sonra da tasfiye olarak Allah’a teslimi vardır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“En nezafetü min’el îmân: Temizlik îmândan gelir.” (K: Müslim, taharet 1; Darimi, Vudu 2; Müsned, 5/342,344; Acluni, keşfu’l- hafa, 291.)

Hadîs-i şeriften de anlaşıldığı gibi, her kim îmân sahibi olmak istiyorsa nefsini tezkiye ve tasfiye etmelidir. Ancak hakiki îmân sahipleri, nefslerini tezkiye ederek temizleyenlerdir. Nefs-i Tezkiye’de dünya saadetinin yarısına ulaşılır ama tasfiyede bir bütüne ulaşırız. Tasfiyede bütüne ulaşmamızın sebebi, nefsimizin manevî kalbindeki hem bizi rahatsız eden hem de beraber yaşamakta olduğumuz toplumun diğer üyelerini rahatsız eden afetlerden kurtulmamızdır. Nefsimizin manevî kalbi tamamen temizlenir ve afetlerin yerine ruhtaki hasletler, faziletler olarak gelip kalbe yerleşir. Faziletlerden kaynaklanan her talep sadece hayırdır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve onu tezkiye et. Sen, onu tezkiye edenlerin en hayırlısısın. Sen onun velîsi ve Mevlâ’sısın.” (K: Müslim, Zikir, 73.)

Bir diğer hadîs-i şerifinde de Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuşlardır:

“Allah yolunda cihadı terk ederseniz Allah üzerinize zillet damgası vurur, eski halinize dönersiniz. Allah’a tövbe etmedikçe bu halka sizden çıkarılmaz.” (K: Bulûğul-Meram Babur-Rıba.)

Kur’ân-ı Kerim’e göre nefsini tezkiye edenler kurtuluşa erenlerdir.

ŞEMS - 9 Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.

A'LÂ - 14 Nefsini tezkiye eden kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir.

Nefsimizi tezkiye etmek hepimizin üzerine farzdır.

MÂİDE - 105 Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

Bütün nefsler Allah’a verdikleri yemini yerine getirinceye kadar cehennemde rehinedir.

MUDDESSİR - 38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).

MUDDESSİR - 39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.

MUDDESSİR - 40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.

Nefs tezkiyesi, kişinin mürşidine tâbî olduktan sonra ıslâh edici amellere başlamasıyla gerçekleşen bir vetiredir. Kişinin zikrine paralel nefsinin kalbinde %51’lik nur birikiminin oluşmasıyla tezkiye gerçekleşir. Bu nokta, İslâm’ın 21. basamağını ve üçüncü safhasını teşkil eder. Nefsini tezkiye eden kişinin ruhu da 7 gök katını aşmış, 7. gök katındaki 7 âlemi aşarak Allah’a ulaşmıştır. Bundan 14 asır evvel bütün sahâbe bu hedefe varmışlar ve nefslerini tezkiye etmişlerdir.

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’inde şöyle buyurmaktadır:

ZUMER - 18 Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Akıllı, nefsine hâkim olup onu hesâba çekerek ölüm ötesi için çalışan, ahmak da nefsini hevâsına tâbî kıldığı hâlde Allah’tan (hayır) umandır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459; İbn-i Mâce, Zühd, 31.)

Nefs tezkiyesi, Kur’ân’daki İslâm’ın hedef emirlerinden biridir. Allahû Tealâ’nın nefse verdiği tezkiye emrini anlamak için evvela nefsin yapısını bilmek gerekir.