Acılar İnsanı Terbiye Eder, Günahlara Kefaret Olur.
Bazı sıkıntılar vardır ki mümini kötü işlere bulaşmaktan kesinlikle alıkoyar, acı onu meşgul eder ve günahın üzerine gitmenin (günahı arttırmanın) engelini teşkil eder. Yine bazı sıkıntılar vardır ki daha evvel işlemiş olduğumuz kusurların kefareti olur. Bazı sıkıntılar da vardır ki daha evvel işlemiş olduğumuz günahın cezası olur.
Kısacası musîbetlerin nevi de birbirinden farklıdır. Allahû Tealâ müminin kalbinin Allah’a talepte bulunmasını isterse, yine o istikamette bir takım musîbetlere duçar eder. İşte Kasas Suresinin 47. âyet-i kerimesi bu neviden bir musîbeti ihtiva etmektedir.
KASAS - 47 Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse: "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü’minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).
Demek ki insanlar musîbete duçar olunca sıkışır ve bunun bir neticesi olarak kalbini Allahû Tealâ’ya açar, ellerini açarak yardım talep eder. Dünya ve âhiret hayatında mutlu olmak isteyen insanların karşılaştığı sıkıntılara, musîbetlere sabretmesi asıldır. Kim Allah’a ulaşmayı dileyerek sabrederse sıkıntılardan kurtulur, huzur bulur. Bu istikamette bir atasözü vardır: “Sabreden derviş, muradına ermiş.”
Allah’tan gelen her şeye razı olmak büyük bir nimettir. Bakara Suresinin 155, 156 ve 157. âyet-i kerimeleri de yine aynı mânâda mesajları ihtiva etmektedir.
BAKARA - 155 Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
BAKARA - 156 Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
BAKARA - 157 İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
Sahâbe: “Ya Resûlullah! Müşriklerin dînimizden dönmemiz için bize verdikleri eziyet ve sıkıntılara katlanabilmemiz için Allah’a dua edip yardım talebinde bulunur musunuz?” deyince
Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:
“Sizden önceki kavimlerde bazen bir adam getirilir, bir çukur kazılarak oraya konur, sonra da ateşe verilerek başı testere ile ikiye ayrılırdı. Fakat bu azap bile onu dîninden döndüremezdi.” (K: Buhârî.)
İşte onlar her türlü sıkıntıya rağmen azimle ve sabırla hep îmânlarında sebat etmişlerdir. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in: “Şu üç şeye sabreden kişi dünya ve âhiret saadetine erer: Kazaya rıza, belâya sabır ve rahatlıktayken dua etmek.” buyurduğu hadîs-i şerifinde de kazaya rıza göstermenin îmânın işareti olduğu zikredilmektedir.
Öyleyse Allahû Tealâ’ya ne kadar hamdetsek şükretsek azdır ki; Allahû Tealâ bu muhtevada bizim başımıza gelen her şeye razı olmamızı emir buyurmaktadır.
Resûlullah (S.A.V)’e soruldu: “Ey Allah’ın Resûl’ü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse bunun hükmü nedir?” “Bu, mümine Allah’ın razı olduğuna dair peşin bir müjdedir.” buyurdular. (K: Kütübü Sitte, Fezail Bölümü, Fazileti Belirten Amel ve Sözler, Ravi: Ebu Zerr, Hadis No: 4689.)
Hadîs-i şerifte zikredildiği gibi bir müminin yaptığı hayırlı olan bir işi başka insanların da övmesi, takdir etmesi Allah’ın ondan razı olduğunun kesin işaretidir. Allah’ın ondan razı olduğunu insanların ona olan övgüsüyle âfâkî, nefs tezkiyesiyle rızaya kavuşarak da enfüsî olarak her iki halde yaşar.
Hadîs-i şerife göre Allahû Tealâ’nın hayırlara devamlı bir teşviki vardır.
ÂLİ İMRÂN - 104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
Hayır: Bize derecat kazandıran her şeydir. Şerr: Bize derecat kaybettiren her şeydir. Öyleyse hadîsteki “kişi hayır yapsa” ifadesiyle kastedilen kişi, derecat kazandıran bir iş yapmaktadır. Derecat kazandıran bu iş, başkalarına da fayda sağlamaktadır. Çünkü etraftaki insanlar bu işlediği hayırdan dolayı onu övmektedirler. Öyleyse onlar da mutlaka faydaya ulaşmaktadır. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Belli ki bu kişi toplumsal bir iş yapmakta ve kesinlikle hayra ulaşmaktadır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bu durumu insanları Allah’a davet etmek ve insanları Allah’a vâsıl olmaya çağırmak olarak ifade etmiştir. Öyleyse her devirde Allah’a davet eden insanlar vardır.
FUSSİLET - 33 Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Ya Ali! Kişinin senin vesilenle hidayete ermesi o kişi için güneşin doğduğu ve battığı yerler arasındaki yerlerin hepsine sahip olmasından daha iyidir.” (K: Hudarî, Nûru’l-Yakîn, s. 255.)
Allah’ın Zat’ına çağırma işlemi hayırlı bir iştir. Kişi hem derecat kazanır hem de başkalarına fayda sağlar, insanları mutlu eder. Bu durumu bir önceki hadîs-i şerife göre değerlendirecek olursak: Mutlu olan bu insanlar, Allah’a davet eden bu kişiyi yaptığı amelden dolayı övmüşler, övdükleri için de Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: “Bu, müminden Allah’ın razı olduğunun kesin bir müjdesidir.” buyurmuştur.
Kur’ân-ı Kerim’de 7 tane tezkiye kademesi vardır. Bunlar Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmainne, Nefs-i Radiye, Nefs-i Mardiyye, Nefs-i Tezkiye kademeleridir.
Allahû Tealâ nefsini tezkiye edip Allah’a davet edenden razı olduğunu, Fecr Suresinin 27, 28, 29 ve 30. âyet-i kerimelerinde net olarak ifade etmektedir.
FECR - 27 Ey mutmain olan nefs!
FECR - 28 Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
FECR - 29 (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah’a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.
FECR - 30 Ve cennetime gir.
Bu 7 kademede nefsini tezkiye eden bir insanın ruhu Allah’ın Zat’ına ulaşır ve o noktadan itibaren Hakk’ı tavsiye eder duruma gelir.
ASR - 3 Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.
Hakk’ı tavsiye etmek insanları Allah’a davet etmek demektir. Kişi Allah’a ruhunu ulaştırmış, Allah’a vâsıl olmuş, 3. kat cennet ve dünya saadetinin yarısı mükâfatına ulaşmıştır ve bunu diğer insanlara da tebliğ etmektedir. Bu kişinin diğer insanları Allah’a davet etmesi kendisi için hayırdır, diğer insanlar için faydadır. Bu durum o kişi için Allah’ın razı olduğuna dair peşin bir müjdedir.