“De ki: Allah’ım Senden mutmain olan bir lütuf istiyorum. Sana ulaşmaya inanan, hükmüne rıza gösteren ve Sana kanaat eden bir nefs.” (K: İbn Kesir, Muhtasar, III, 639.)

Allah’ın Kendisine Verdiklerine Kanaat Eden Kişi Kimdir?

3. basamakta Allah’a ulaşmayı dileyen kişiye, Allah 4. basamakta Rahîm esmasıyla tecelli eder. Zikirle birlikte huşû sahibi olan kişi, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece hacet namazı kılarak Allah’ın ona gösterdiği mürşide tâbî olursa Allah’tan 7 tane nimet alır. Aldığı 7 nimetten bir tanesi de nefs tezkiyesidir. Nefs tezkiyesinin yegâne vasıtası zikirdir.

Nefs-i Emmare’deki kişinin nefsinin manevî kalbinde %7 fazl birikimi oluşur; 15. basamaktadır. Nefs-i Levvame’de zikir artışlarıyla bir %7 fazl birikimi daha söz konusu olur; 16. basamaktadır. Kişi zikrini artırmaya devam eder. 17. basamakta, Nefs-i Mülhime’de nefsinin manevî kalbinde %7 fazl birikimi daha oluşur. Böylece kalp %23 aydınlanmıştır. 18. basamakta zikrini daha da artırır, %7 fazl birikimi ile nefsinin manevî kalbi %30 aydınlığa ulaşır; Nefs-i Mutmainne’dedir. %30 aydınlanan bir nefsin sahibi olan kişinin kalbinde %30 nur, %70 karanlık vardır. Bu kişi kalbindeki nurlar sebebiyle, Allah’ın kendisine verdiklerine kanaat eden kişidir. Kendisi için Allahû Tealâ’nın verdiği ve vermediği her şeyin optimâl seviyede olduğunu düşünür: “Ya Rabbim, iyi ki verdiklerinden daha azını vermedin. Bana bundan daha azını verseydin belki de isyan ederdim. İyi ki verdiklerinden daha fazlasını vermedin. Daha fazla vermiş olsaydın belki de azardım.” diyerek elindekilere kanaat eder. Eğer bir insan, Allah’ın kendisine verdiği her şeyi optimâl ve yeterli görüyorsa elindeki rızık açısından en hayırlı noktaya ulaşmış demektir.

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz bir adama şöyle dedi: