18. BASAMAK NEFS-İ MUTMAİNNE

İslâm merdiveninin 18. basamağı, Kur’ân-ı Kerim’de Nefs-i Mutmainne olarak ifade edilmiştir. Kişinin doyuma ulaştığı basamaktır. Kişi, artık Allah’ın kendisine verdiklerini yeterli görmeye başlamıştır.

Allahû Tealâ bu kademedeki kişiye şöyle seslenmektedir:

FECR - 27 Ey mutmain olan nefs!

Kur’ân-ı Kerim’e göre kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.

RA'D - 28 Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Allah’ım! Senden itminana kavuşmuş bir nefs-i mutmainne dilerim ki; Sana kavuşmaya îmân etsin, takdirine razı olsun, verdiklerine kanaat etsin.” (K: Taberânî.)

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), bu hadîs-i şerifinde 18. basamaktaki kişiye işaret etmektedir. Mutmainne kademesi öyle bir yeri ifade eder ki; burada kişi tatmine ulaşmış, sahip olduğu her şeyin yeterli olduğunun bilincine varmıştır. Kişinin kalbinde bir yeni %7 fazl nuru birikimi gerçekleşmiştir. Başlangıçtaki %2 rahmet nuruyla birlikte nefsin kalbinde %28 fazl, %2 rahmet olmak üzere toplam %30’luk bir aydınlanma oluşmuştur.

Nefs kademelerinin dördüncüsü olan Mutmainne’ye ulaşmak isteyen kişi, her şeyden evvel Allah’a ulaşmayı dilemeli ve Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbiiyetini gerçekleştirmelidir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Zenginlik arazi ve mal çokluğundan ibaret değildir. Asıl zenginlik kalp zenginliği yani kanaattir.” (K: Müslim.)

“Müslüman olup da kendisine ancak yetecek kadar rızık verilen ve Allah’ın kendisine verdiği şeye kanaat eden kimse muhakkak felâh bulmuştur.” (K: Müslim (1054); Tirmizî (2349); Ahmed (2/168, 173).

Bir diğer hadîste de buyruluyor ki:

“Kanaatkâr ol, o zaman insanların (Allah’a) en çok şükredeni olursun. Kendin için istediğin şeyi insanlar için de iste, o zaman mümin olursun.” (K: İbn Mâce, Zühd, 24.)