Rahmet ve Salâvât, Rahmet ve Fazl Nurları

Kişi Allah’a ulaşmayı diledikten sonra Allah, Rahîm esmasıyla kişiye tecelli eder. Tâbiiyetle birlikte zikre başlayan kişiye, Zumer-23’e göre Allah ikişer ikişer nurlarını gönderir.

ZUMER - 23 Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

Rahmet ve fazl birinci grup nurdur, rahmet ve salâvât ikinci grup nurdur. İki grup nur, nefsimizin kalbinden içeriye girer ve nefsimizin kalbindeki îmân kelimesinin etrafında yerleşmeye başlar. Bu nurları getiren Allahû Tealâ’nın kargo uçakları, rahmet adı verilen nurlardır. O da nurdur ama aynı zamanda taşıyıcılık görevi de vardır rahmetin. Rahmet, getirdiği nurları kalbin içine bırakır ve oradan karanlıkları alıp dışarıya çıkartır. Kalpte biriken, kalbi aydınlatan rahmet ve fazıllardır.

İşte hadîs-i şerifte zikredildiği gibi rahmet kokuları Rabbimizden ancak zikirle gelebilir. Bu koku dalgalarına kalbimizi açıp hazır bulundurmamız yani o rahmetin kalbimize girebilmesi için bizim kalbimizi açık tutmamız lâzımdır. Neyle açık tutacağız? Zikirle.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de zikretmemizi emretmektedir. Zikrettiğimiz süre içerisinde Rabbimizden gelen rahmet kalbimize girer ve kalbimizden karanlıkların çıkmasını, afetlerin direncinin azalmasını sağlar. Allahû Tealâ’nın bu hadîs-i şerifte vermek istediği mesaj net olarak budur.