Nefsin Hevasına Tâbî Olmak Ne demektir?
Hadîs-i şerifte nefsin hevasına tâbî olmak ve tûl-i emel peşine düşmek zikredilmiştir. Hevaya tâbî olmak, 7 kademede dizayn edilen nefsimize tâbî olmak demektir.
ŞEMS - 7 Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Üç vücudumuzdan biri olan nefs, berzah âlemine aittir. Başlangıç noktasında nefsimizin yapısında kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, gıybet, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürailik, fitne ve fesat olmak üzere 19 tane hastalık vardır. Ve arka planda bulunan şeytan da nefsimizin afetlerine %100 tesir edebilmektedir. İbrâhîm Suresinin 22. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:
İBRÂHÎM - 22 Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Nefsimizin hevasına tâbî olmak, aslında şeytanın davetini kabul etmek anlamındadır. İnsanların çoğunda başlangıç noktasında aklın, bir tanesi ruh bir tanesi nefs olmak üzere iki müşaviri vardır. Arka planda şeytanın nefse tesir etmesi sebebiyle nefs devamlı olarak aklı ikna eder ve kişi hevasına tâbî olarak şerr işler.