Cihad eden kişi kimdir?
Bir insanın nefsi ile cihad edebilmesi için ön şart, o kişinin kalben Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Çünkü Allahû Tealâ Ankebût Suresinin 5 ve 6. âyet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır:
ANKEBÛT - 5 Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
ANKEBÛT - 6 Ve kim cihad ederse, o taktirde sadece kendi nefsi için cihad eder. Muhakkak ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).
Öyleyse ruhun Allah’a ulaşabilmesi için önünde bir nefs engeli vardır. Ama nefsi sürekli aktif hale getiren, destekleyen iki tane düşman daha vardır. Onlardan biri şeytan, diğeri de kötü arkadaştır. Kişinin şeytandan kurtulabilmesi kalben Allah’a ulaşmayı dilemesine bağlıdır. Kişi Allah’a ulaşmayı dilerse akabinde hacet namazı ile mürşidine tâbî olur ve böylece zikretmeye başlar. Zikirle birlikte Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiyye ve Tezkiye kademelerini bir bir geçer. Sonuç olarak o kişi Allah’ın Zat’ına ulaşır; ermiş evliyadan olur. Hadîs-i şerifte ifade edildiği şekli ile gerçek mücahit böyle bir kişidir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
“Hayırlı bir gelişle geldiniz. Küçük cihaddan büyük cihada geldiniz.” Bunun üzerine sahâbe soruyor: “Ya Resûlullah! Büyük cihad nedir?” Peygamber Efendimiz (S.A.V) de diyor ki: “Kulun nefsi ve hevasıyla cihad etmesidir.” (K: El Hatib, tarihinde, Cabir radıyallahu anh’dan rivayet etti.)
Ruhun Allah’a ulaşabilmesi için cihad-ı ekberin kazanılması gerekir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) konu ile ilgili bir başka hadîs-i şerifinde: “Kim cihad ederse kendi nefsiyle cihad eder.” buyurmaktadır. Küçük cihad dış düşmanlara karşı yapılır. Ama büyük cihad, nefse karşı yapılan cihaddır. Her ikisi de Allahû Tealâ tarafından farz kılınmıştır. Nefsin cihadı kişinin Allah’a ulaşmayı dileyip 12 ihsanla mürşidine tâbî olmasını gerektirmektedir. Bu noktaya ulaşan kişi Allah’tan 7 tane nimet alır ve ıslâh edici ameller işlemeye başlar.
Allahû Tealâ vasıta emirleri ve zikri kişiye sevdirir. Zikrin günbegün artması ile Allah, nefsin manevî kalbine nurlarını gönderir. Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmainne, Nefs-i Radiye, Nefs-i Mardiyye ve Nefs-i Tezkiye olmak üzere 7 tane tezkiye kademesinin her birinde %7’lik fazl artışı sağlanır. Böylece Nefs-i Tezkiye kademesinde nefsin kalbinde %49’luk bir fazl birikimi olur. Daha önceden kişinin huşû sahibi olduğu noktada kalpte yerleşen %2’lik rahmet nuru ile kalpteki aydınlanma %51’e ulaşır. Bu noktada ruh Allah’ın Zat’ına ulaşır ve kişi ermiş evliya olur.
Kendileri hidayeti dilemedikleri gibi başkalarının da hidayetine mâni olan insanlar, Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır. Onlar insan şeytanlardır. İşte bu kişilere karşı yaptığımız cihad, küçük cihad niteliğini taşımaktadır. Kişinin nefsine karşı girdiği cihad ise büyük cihaddır.