Allah’a ulaşmaya muhatap olan varlık insandır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu minval üzere: “Ya Rabbi! Sana mülâki olmak haktır.” buyurmuşlardır. (K: Buharî, 4.cild, 575.)
İnsan 3 vücut ve serbest iradeyle yaratılmıştır. İnsanın zahirî âleme ait olan fizik bedeni topraktan gelmiştir, ölümle tekrar toprağa dönecektir; Allah’a ulaşması mümkün değildir. Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
HİCR - 26 Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Berzah âlemine ait olan nefsimiz enerji bedenimizdir; onun da Allah’a ulaşması mümkün değildir. Nefs ölümle birlikte ait olduğu yere; berzah âlemine giderek hayatına kıyâmet gününe kadar orada devam edecektir.
ŞEMS - 7 Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
İnsanın iradesi zaten vücut değildir. O halde Allah’a ulaşma yetkisinin sahibi, sadece Allah’ın Zat’ından bize üfürülen ruhtur.
SECDE - 9 Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
İSRÂ - 85 Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindendir.” Ve size, (ruha ait) ilimden sadece az bir şey verildi.
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de her şeyin aslına rücû edeceğini açıkça ifade etmiştir. Ruh Allah’ın emrindendir; Allah’tan gelmiştir, mutlaka ve mutlaka Allah’a dönecektir. O halde Rûm Suresinin 31. âyet-i kerimesindeki irciî emrinin muhatabı, Allah’ın bizde bir emaneti olan ruhtur. Her emir Allah’tan gelip nasıl tekrar Rabbine, sahibine dönüyorsa ruh da Allah’tan gelmiştir ve tekrar O’na dönmesi gerekir. Bu mutlaka kendi kararımızla gerçekleşecektir. Çünkü Allahû Tealâ ruhun dünya hayatında fizik vücut ölmeden evvel Allah’a ulaşmasını bize farz kılmıştır. Yoksa kişi ister kâfir ister putperest ister mecusi olsun, ölümle birlikte herkesin ruhu zaten Allah’a ulaşır. Marifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır. Nitekim hayattayken ruhun Allah’a ulaşması bizim kendi irademizin kararına, bir tek dileğe bağlıdır.
Allahû Tealâ, emanet olan ruhun Allah’a ulaşmasının farz olduğunu te’vile meydan vermeyecek şekilde bizlere açıklamıştır.
AHZÂB - 72 Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
NİSÂ - 58 Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
ZÂRİYÂT - 50 Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
FECR - 28 Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
ZUMER - 54 Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
RA'D - 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
MUZZEMMİL - 8 Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
Her şeyden kesilme yetkisi nefste veya fizik bedende yoktur. Kâinatı aşıp yokluğa geçebilme yetkisi sadece insan ruhuna aittir. Yani sadece ruh her şeyden kesilerek Allah’a ulaşabilir. Bu da nefsin 7 kademede tezkiyesinden sonra gerçekleşir. Nefs tezkiyesinin yegâne vasıtası da zikirdir. Zikirsiz bir nefs tezkiyesi, zikirsiz bir nefs tasfiyesi mümkün değildir. Bu sebeple âyet-i kerimede “Allah’ın İsmi’yle zikret ve her şeyden kesilerek Allah’a dön.” buyurulmaktadır.
Allahû Tealâ Fâtır Suresinin 18. âyet-i kerimesinde de ruhun Allah’a ulaşmasının nefsin tezkiyesiyle mümkün olduğunu ifade etmektedir.
FÂTIR - 18 Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
“Allah’a Dön” Emrinin Muhatabı İnsandır.