11. BASAMAK KALBİN ALLAH’IN ZİKRİ İLE YUMUŞAMASI

Kur’ân’daki İslâm’ın 11’inci basamağı, kalbin Allah’ın zikriyle yumuşamasıdır. 11. basamağına gelen kişi, Allah’ı zikretmeye başlamıştır. 10. basamakta göğsünden kalbine bir nur yolu açıldığı için “Allah, Allah, Allah, Allah,” diye Allah’ı zikrettiğinde, Allah’ın katından gelen rahmetle fazl o kişinin göğsüne gelir; göğsündeki yarıktan geçerek kalbine ulaşır ama kalbe giremez. Kalp henüz buna müsait değildir. Sadece rahmet nuru girebilir; bu da %2’yi geçemez. Kalbe sızabilen rahmet nuru %2’yi bulduğu zaman kişi huşû sahibi olur. Huşû sahibi olan kişi, Allah’ın zikriyle kalbi yumuşayan kişidir.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

HADÎD - 16 Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Âdemoğullarının kalpleri kışın yumuşar. Çünkü Allahû Tealâ Âdem (A.S)’ı çamurdan yaratmıştır. Kışın kar, çamuru yumuşatır.” (K: C. Sağir-6149.)

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bu hadîste bize vermek istediği mesaj, Fussilet Suresinin 39. âyet-i kerimesinde şöyle ifade edilmektedir:

FUSSİLET - 39 Ve onun âyetlerindendir ki, arzı gerçekten kurumuş görürsün. Onun üzerine su indirdiğimiz zaman hareketlenir ve kabarır. Muhakkak ki ona (arza) hayat veren (Allah), elbette ölülere de hayat verendir. Muhakkak ki O, herşeye kaadirdir.

Kalbin rahmete kavuşması, toprağın yağmura kavuşması gibidir. İnsanlar başlangıç noktasında ölü vaziyettedir. Ama kişi Allah’a ulaşmayı dilediği noktadan itibaren Allah Rahîm esmasıyla tecelli eder ve bu, o kişiyi 7 tane furkan ve 6 tane kalp şartının sahibi kılar. Kişi Allah’ı zikretmeye başladığı noktada rahmetle fazl, rahmetle salâvât o kişinin kalbine gelir. Nasıl kuru topraklara yağmur yağdığı zaman toprak huşû içerisinde yumuşuyorsa zikirle birlikte taşıyıcı nur olan rahmet ve Allah’ın katından gelen fazl kalbe girdiği zaman kalp böyle yumuşamaya başlar. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bu hadîste belirtmek istediği nokta budur. Kalplerin yumuşayabilmesi için her şeyden evvel kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi gerekmektedir. Ancak Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, 11. basamakta Allah’ı zikretmeye başlar ve bu zikir sebebiyle o kişinin kalbi yumuşar.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

EN'ÂM - 122 Ölü (Allah’a ulaşmayı dilememiş) iken (ona on iki ihsan vererek) dirilttiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüyeceği nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup, ondan çıkamayacak kimse gibi midir? Böylece kâfirlere, yapmış oldukları şeyler süslü gösterildi.

Kalbin rahmete kavuşması, kışın yağan karlar gibidir. Başlangıç noktasında nasıl toprak susuz, kuru, ölü vaziyetteyse, bu hâldeyken üzerinde bir şey bitmiyorsa insanlar da dalâletteyken ölü vaziyettedirler. Allahû Tealâ hidayet ilmiyle onlara tecelli etmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir başka hadîsinde hidayet ilmini bir yağmura benzettiğini ifade etmiştir; hidayet kime isabet ettiyse o kurtulmuştur.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Rabbini zikredenlerle etmeyenlerin misali, diri ile ölü gibidir.” (K: Buhari.)

Ölüler ilim standartlarına ulaşmayan, ilimlerini tatbik etmeyen insanlardır. İlmi olmasına rağmen ilmini yaşamayan insan zikretmeyendir. Bir insan ilmini yaşamak istiyorsa zikretmesi lâzımdır. Zikirsiz hiç kimse bildiğini yaşayamaz.

İşte hidayet tebliği kendisine ulaştığı an, her kim Allah’a ulaşmayı dilerse bu kişi 3. basamaktadır. 4. basamakta da Allah kişiye mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli eder. Fussilet Suresinin 39. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi, 7 tane furkan ve 6 tane kalp şartının sahibi olan kişi zikreder ve Allah’ın katından rahmetle fazl ve rahmetle salâvât kişinin göğsüne gelir. Göğsünden kalbine rahmet yolu açılmışsa, açılan yoldan kalbe ulaşır. Rahmet, fazılları taşıyan bir faktördür. Rahmet kalbe girdiği oranda kalpten karanlıklar çıkar. Karanlıklar kalbin katılaşıp kasvet bağlamasını, nurlar ise kalbin yumuşamasını ifade eder. Kalbe giren nur miktarı kadar kalbin yumuşaması söz konusudur. Zaten hadîste de bu ifade edilmektedir: “Âdemoğullarının kalbi kışın yumuşar.” Buradaki kıştan murat, kışın yağan yağmur ve karların Allah’ın katından gelen nura benzetilmesidir ve gerçekten yağmur ve kışın yağan karlar nasıl toprağı yumuşatıyorsa rahmet de kalbi yumuşatır.

“Ey Allah’ın Resûl’ü! Kalbin genişlemesi nasıl olur?” diye bir sual sorulduğunda Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “Allah kişinin kalbini genişletirse o, Rabbinden bir nur üzeredir.” (K: Bihâr-ül Envâr, c.7,s.60.)

Bu hadîs-i şerif, 11. basamağı işaret eden En’âm Suresinin 125. âyet-i kerimesi ve Zumer Suresinin 22. âyet-i kerimesi ile alâkalıdır.

EN'ÂM - 125 Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.

ZUMER - 22 Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.

İnsan ile Allah arasında 28 basamaklık İslâm merdiveninin 9. basamağında Allah kişinin kalbini Kendisine çeviriyordu. 10. basamakta kişinin kalbine bir nur yolu açıyordu. İşte 11. basamakta zikir yapmaya başlayan kişi için Allah’ın göğüsten kalbe açtığı nur yolu üzerinden kalbe rahmet, fazl ve salâvât nurları gelir ve o kişinin kalbi genişler ve Allah’tan bir nur üzere olur. Peygamber Efendimiz (S.A.V) de hadîs-i şerifinde bizlere bu evrensel mesajı vermek istemiştir.

Allah’a ulaşmayı dileyen kişide 6 tane kalp şartının oluştuğunu ifade etmiştik.

1. kalp şartı: Kalpteki ekinnetin alınması.

2. kalp şartı: Kalbin fıkıh hassasının açılması.

3. kalp şartı: Kalbe ekinnet konması.

7 tane furkanı alarak akleder hale gelen bir insanın kalbinin genişlemesi için 3 tane daha kalp şartının oluşması gerekiyordu ki;

4. kalp şartı: Allahû Tealâ Tegâbun Suresinin 11. âyet-i kerimesine göre kişinin kalbine hidayetle ulaşıyordu.

TEGÂBUN - 11 Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.

5. kalp şartı: Allahû Tealâ Kaf Suresinin 33. âyet-i kerimesine göre şeytana dönük olan kalbi Kendisine çeviriyordu.

KAF - 33 Gaybda Rahmân’a huşu duyanlar ve münib (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

6. kalp şartı: Kalbe giden rahmetin yolunun açılmasıydı.

O halde Allahû Tealâ’nın En’âm Suresinin 125. âyet-i kerimesindeki: “Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü şerh eder ve teslimlere açar.” ifadesi, göğsün yarılması; göğüsten kalbe rahmet yolunun açılması mânâsına gelmektedir. Böylece kişi, kalbe giden rahmet yolunun açılmasıyla 6 tane kalp şartının sahibi olmuştur. Öyleyse 6 kalp şartına sahip olan bir insan “Allah” ismini zikrettiğinde zikirle birlikte Allah’ın katından rahmet taşıyıcısıyla fazl nuru beraber gelir. Rahmet, göğüsten kalbe rahmet yolunu takip ederek ulaşır. Ve kalbe girdiği miktar kadar zulmet kalpten çıkar yani kalp nura kavuşur.

Zikir bir şifredir ve Kur’ân-ı Kerim’deki muhtevasıyla ıslâh edici (sâlih) ameldir; kalbi afetlerden temizleyerek nefs tezkiyesini sağlayan yegâne vasıtadır. Allahû Tealâ zikri, çok zikri ve daimî zikri emretmektedir.

MUZZEMMİL - 8 Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

AHZÂB - 41 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

NİSÂ - 103 Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Göğsü şerh edilenlerin Zumer-22’ye göre Allah’tan bir nur üzere olduklarını ifade etmiştik. Ancak yine Zumer-22 gereğince bazı insanların kalplerinin zikirle katılaştığı ve onların dalâlette olduğu ifade edilmektedir. Dalâlette olanlar, hidayeti dilemeyenlerdir. Hidayet ve dalâlet birbirinin zıddı olan iki kavramdır. Başlangıç noktasında herkes dalâlettedir. Ama Allahû Tealâ merhameti, şefkati ve sevgisi gereğince katından hidayetçileri ve hidayetçilerin açıkladığı kutsal kitapları göndermiştir. Ve kişinin kurtuluşunu da tek bir dileğe bağlamıştır.

Kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi ile Allahû Tealâ onu Kendisine ulaştırmak üzere şartları bir bir hazırlamaktadır. Allah, fizik bedenin şartlarını furkanlarla, nefsin manevî kalbini de 6 tane kalp şartının sahibi kılarak hazırlar. Bu kişi zikre başlarsa Zumer-22’de ifade edildiği gibi kalbine nur ulaşır, kalbi nura kavuşur. Böylece kişi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in: “Allah kişinin kalbini genişletirse o, Rabbinden bir nur üzeredir.” sözüyle belirttiği noktaya ulaşır ve kalpte oluşan %2’lik nur, o kişiyi huşû sahibi kılar (Hadîd-16).

Huşû sahibi olan kişi, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gecede hacet namazı kılarsa Allahû Tealâ Bakara Suresinin 45. âyet-i kerimesine göre ona mürşidini gösterir.

BAKARA - 45 (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Hacet namazı kış saatiyle gece on ikiden sonra, yaz saatiyle gece birden sonra kılınır. Evvelâ boy abdesti (gusül) alınır ve namaz şu şekilde kılınır:

1. rekâtta: Subhaneke + Fâtiha + 3 Âyet-el Kürsî.

2. rekâtta: Fâtiha + İhlâs + Felak + Nâs Sureleri.

Oturuş: Ettehiyâttu.

3. rekâtta: Fâtiha + İhlâs + Felak + Nâs Sureleri.

4. rekâtta: Fâtiha + İhlâs + Felak + Nâs Sureleri.

Oturuş: Ettehiyâttu + Allahümme salli + Allahümme barik + Rabbena.

Bütün bu âyetler ve hadîsler ışığında anlaşılıyor ki; kalbin Allah’ın zikriyle yumuşaması (11. basamak) mürşide tâbiiyet için hayatî önem arz etmektedir. Allah’a ulaşmayı dileyerek 12 ihsanla mürşidine tâbî olan kişi, hedef emirlerden ikincisini de yerine getiren kişidir.