7. BASAMAK Ekinnetin Alınıp İhbatın Konması
Allahu Tealâ, Allah’a ulaşmayı dileyen kişiye Rahîm esmasıyla tecelli eder demiştik. Bu tecellinin ardından da kişiye peşpeşe furkanlar verir. İşte bu furkanlardan biri de 7. basamakta kişinin kalbindeki ekinnetin alınıp yerine ihbat konmasıdır.
HACC - 54 Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, onların kalplerinin O'nu (Allah'ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), şöyle dua buyurmuşlardır:
“Allah’ım! Kalbimi nurlu kıl, lisanımı nurlu kıl, bakışımı nurlu kıl, işitmemi nurlu kıl.” (K: C. Sağir-1513.)
Kalbin, lisanın, bakışın ve işitmenin nurlu kılınması Allahû Tealâ’nın Rahîm esmasıyla tecelli etmesine bağlıdır. Kişi başlangıç noktasında sağır, dilsiz ve kör iken Allah’ın yardımıyla işiten, gören ve idrak eden bir insan haline gelir. İşte bu muhteva, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in duasında: “Kalbimi nurlu kıl, lisanımı nurlu kıl, bakışımı nurlu kıl, işitmemi nurlu kıl.” şeklinde ifade edilmiştir.
O halde başlangıç noktasında bu hassalar ve uzuvlar kapalıdır. Ne zaman ki Allah insanlara hidayet tebliğini ulaştırır, işte o noktada insanlar arasında farklı bir dizayn söz konusu olur.
Tebliğci kişiye hidayeti tebliğ ettiğinde eğer kişi ilgisiz kalırsa, Allahû Tealâ Bakara Suresinin 6 ve 7. âyet-i kerimelerinde ifade edildiği gibi onun hassalarına engeller koyar.
BAKARA - 6 Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü’min olmazlar.
BAKARA - 7 Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem’î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.
Kişi kendisindeki emaniyye bilgiler sebebiyle tebliğe karşı çıkarsa Allahû Tealâ o zaman da uzuvlarına engeller koyar.
İSRÂ - 45 Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
İSRÂ - 46 O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
Hidayetçinin tebliğine muhatap olan bazı insanlar, karşı çıkmakla kalmayıp ona savaş açarlar ve isyan ederler. O zaman da Allahû Tealâ onların kalblerini tab etmektedir.
İşte olaylar sonucunda sergiledikleri davranış biçimlerine göre seçilmeyenler, kalpleri tab edilenlerdir. Geri kalanların hepsi seçilir ve musîbetlerle imtihan edilir. Bu sırada kişinin hassaları ve uzuvları üzerinde engeller olmasına rağmen herhangi bir anda o kişinin aklı başına gelebilir ve kalben Allah’a ulaşmayı dileyebilir. İşte bu dileğin sahibi olduğu zaman Allahû Tealâ ona Rahîm esmasıyla tecelli eder ve Enfâl Suresinin 29. âyet-i kerimesinde ifade edildiği gibi kişiye peş peşe furkanlar verir.
ENFÂL - 29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Takva sahibi olmak, ancak Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkündür. Allahû Tealâ Rûm Suresinin 31 ve 32. âyet-i kerimelerinde bu hakikati dile getirmektedir.
RÛM - 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
RÛM - 32 (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.
Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenler dînde fırkalara ayrılanlardır. Dileyenler ise kurtuluşta olan, Sıratı Mustakîm üzerinde Fırka-ı Naciye’yi vücuda getirenlerdir.
İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîste zikrettiği gibi bir insanın kalbinin, lisanının, bakışının ve işitmesinin nurlu kılınabilmesi için o kişinin bu furkanların sahibi olması lâzımdır.
28 basamaklık İslâm merdiveninin 7’ncisi, kalpteki ekinnetin alınıp yerine ihbatın konmasıdır.