İSRÂ - 45 Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
İSRÂ - 46 O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
ENFÂL - 29 Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
HACC - 54 Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, onların kalplerinin O'nu (Allah'ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.
MU'MİN - 15 Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
“...Kim Bana bir zira yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim. Kim Bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, Ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım.” (K: Buhari, Tevhid 16, 35; Müslim, Zikr 2, (2675), Tevbe 1, (2675) Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre.)
“Bir adam gelip Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e: “Cehaletimin aleyhime delil olmasını ne giderir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “İlimdir.” buyurdu. “Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?” diye sordu. Bu kez Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Allah için yaptığın ameldir.” buyurdu. (K: İbn Abdilbett, Cami’, II, 11.)
Fizikî ibadetlerle hiç kimsenin kurtuluşa ulaşması mümkün değildir.
Allah’a îmân etmek ve O’na sarılmayı dilemek ruhun talebidir. Ama amel fizik bedenin görevidir. Salt fizik bedenin yapacağı ibadetlerle hiç kimsenin kurtuluşa ulaşması mümkün değildir. Ne yazık ki bugünkü dîn tatbikatı da bunun aksini ifade etmektedir. İnsanlar vasıta emirlerden ibaret İslâm’ın 5 şartını yerine getirerek bu 5 şart ile kurtuluşa ulaşacaklarını zannetmektedirler. Ama İslâm’ın 5 şartının içerisinde ruhun talebi olan Allah’a sarılmak, Allah’a ulaşmayı dilemek olmadığı için kurtuluş mümkün değildir.
Allah’ın bizi rahmetinin içine koyması, o kişinin ruhun talebine uyarak Allah’a ulaşmayı dilemesi ile gerçekleşir. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bu hadîste ifade ettiği şudur ki: “Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez.
Kişi kalben Allah’a ulaşmayı dilemedikçe.” Çünkü Allah’a ulaşmayı dilemedikçe Allah o kişinin üzerine Rahîm esması ile tecelli etmez. Rahîm esması ile tecelli etmeyince, Allahû Tealâ o kişiye furkanlar vermez.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
Hadîs-i şeriften de anlıyoruz ki Allah’ın rahmetinin kişiye ulaşması, kişinin kendi talebine bağlı bir vetiredir. Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’a adım atan kişiye Allah Rahîm esmasıyla tecelli edecek ve onu Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm’e hidayet edecektir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
Kim Allah’a ulaşmayı dilerse o, 7 tane furkanın sahibidir.
1. furkan: Kişinin baş gözündeki hicab-ı mesture Allahû Tealâ tarafından alınır.
2. furkan: Basar hassasının üzerindeki gışavet adlı perde kaldırılır. O kişi eskiden körken görmeye başlar. Neyi görür? Allah dostlarını fark eder. Allah dostlarını alelâde insanlar olarak değil, irşad makamı olarak görmeye başlar.
3. furkan: Kulaklardaki vakra alınır.
4. furkan: Sem’î hassasının mührü açılır. O kişi artık Allah dostlarının sözlerini alelâde sözler olarak görmez, Allah’tan inen hak sözler olduğunun mânâsına varır.
5. furkan: Kalbindeki ekinnet kalkar. (Ekinnet, idrake mâni olan engeldir.)
6. furkan: Fıkıh hassasının mührü açılır.
7. furkan: Kalbe ihbat konur. Böylece o kişi akıl edenlerden olur.
İsrâ Suresinin 45 ve 46. âyet-i kerimelerinde bütün insanların gözlerinde, kulaklarında ve kalplerinde var olan bu engellerden söz edilmektedir.
Allah’a ulaşmayı dileyen kişilere Allah’ın verdiği 7 furkanla kişi bu engellerden kurtulur.
Kur’ân-ı Kerim’de iki grup insan vardır: Akıl edenler ve akıl etmeyenler. Akıl etmeyenler cehennemliklerdir. Akıl edenler Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde: “Kişinin dîni aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dîni yoktur.” buyurmaktadır.
Aklı olmayanın hevasına tâbî olduğu buradan da açıkça anlaşılmaktadır. Allah’ın rahmetine gark olabilmek için Allah’a sarılmamız yani ruhumuzu Allah’a ulaştırmamız, teslim etmemiz gerekmektedir. Ruhun Allah’a teslimi için de Allah’ın bizim için vazifeli kıldığı mürşidimize tâbiiyetimiz şarttır.
Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, mürşide tâbî olduğu an Allah tarafından 7 ni’metle desteklenir.
1. ni’met: Devrin İmamı’nın ruhu o kişinin başının üzerine gelip yerleşir. Mu’min Suresinin 15. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyurmaktadır:
2. ni’met: Allah kişinin kalbine îmânı yazar. Kalbe îmânın yazılması ile kişi toplam 7 tane kalp şartının sahibi olur ki; artık bu kişinin üzerine Allah Rahîm esması ile de tecelli eder. Rahîm esmasının tecellisi rahmet ve fazl nurlarını kişinin kalbine getirmeye başlar.
3. ni’met: Kişinin o güne kadar işlediği bütün günahları Allah sevaba çevirir. El Gâfur esmasının sahibi olan Allah ona mağfiret eder.
4. ni’met: O kişinin ruhu vücudundan ayrılır.
5. ni’met: O kişi ıslâh edici amellere, nefs tezkiyesine başlar. Çünkü zikirle birlikte hem rahmet taşıyıcısıyla fazıllar hem de rahmet taşıyıcısı ile salâvât gelmektedir. Rahmet ve fazlın kalpte birikmesi, kalpteki karanlık ve afetlerin çıkmasını sağlar.
6. ni’met: İrade afetlere karşı koyan güçtür, karanlıklar azaldığı için irade güçlenir.
7. ni’met: Fizik vücut da güçlenir.
Böylece o kişi bir tek dilekle Allah tarafından 7 furkan, 12 ihsan ve 7 ni’metle desteklenen birisi olur. Bunlara ilâveten Allah o kişiye vasıta emirleri sevdirir. Vasıta emirlerin sevilmesiyle o kişinin üzerindeki şeytanın negatif etkisini Allah sıfırlar. Geri kalan ikinci düşman nefsini ise tezkiye etmek suretiyle devreden çıkartır. Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmainne, Nefs-i Radiye, Nefs-i Mardiyye ve Nefs-i Tezkiye kademelerini bir bir zikir artışları ile geçerken, her kademeye paralel ruh da bir gök katı yükselir. Ruh 7. gök katına ulaştığı zaman 7 âlemi geçer ve yoklukta Allah’ın Zat’ına ulaşır. Kişi böylece ermiş evliyadan olur. Ermiş evliya olmak, o kişiye ahiret saadetinde 3. kat cenneti ve dünya saadetinin yarısını kazandırır.
İşte Allah’ın bütün insanlar için istediği tek şey ahiret ve dünya saadetidir. Ama bir tek dilekle gerçekleşebilir: Sadece o kişi Allah’ı dileyecektir.