Allah’ın Rahmeti

“Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez.” hadîs-i şerifinde sözü edilen amel, fizik bedene aittir. Fizik bedenin kumandanı ise akıldır. Aklın iki müşaviri vardır. Bir tanesi ruh, bir tanesi de nefstir. Allahû Tealâ sevgisinin, merhametinin bir gereği olarak insanı kurtuluşa ulaştırmak üzere katından peygamberler ve o peygamberlerle birlikte insanlara açıkladığı kutsal kitaplar göndermiştir. İşte Allahû Tealâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Enbiyâ Suresinin 107. âyet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır:

ENBİYÂ - 107 Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.

Allahû Tealâ’nın âlemlere rahmet olarak gönderdiği peygamber ve onun açıkladığı Allah’ın emirlerini muhtevasına alan kitaplar olmadıkça hiç kimsenin kendi ameliyle kurtuluşa ulaşması mümkün değildir. Kaldı ki Allahû Tealâ, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i rahmetinin içine gark etmiştir. Kim kendi serbest iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah o kişiyi de fazlının ve rahmetinin içine alacağını açıkça ifade etmektedir.

NİSÂ - 175 Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).