Her devirde sâdât ve küberâlar birtakım fiziksel tedbirler alarak, kendilerince Resûllerin hidayet tebliğini durdurabileceklerini sanmışlardır. Çünkü ilmi ve rahmeti her şeyi kuşatan Allahû Tealâ ’nın herşeye kaadir olduğunu, her zaman mü’minlerin yardımcısı olduğunu akledememişlerdir. Onlar, Resûllerin mücâdelesini engellemek amacıyla çeşitli yollara başvurmuşlardır. Ne var ki bu tuzakları kurarken daha en başından bozulacak ve kendi aleyhlerine dönecek bir biçimde kurmuşlardır. Ne kadar kapsamlı ve zekice tasarlanmış olursa olsun, zâlimlerin tuzakları kesinlikle bozulmaya mahkûmdur. Çünkü bu, Allah'ın Kur’ân-ı Kerim’de haber verdiği bir vaaddir.
Zâlimlerin kurduğu tuzakların ve hileli düzenlerin boşa çıkacağı ve kendi aleyhlerine döneceğini haber veren âyetlerden bazıları şunlardır:
ENFÂL - 18 Zâlikum ve ennallâhe mûhinu keydil kâfirîn(kâfirîne). İşte böyle ve muhakkak ki Allah, kâfirlerin tuzağını (hilesini) bozandır.
MU'MİN - 25 Fe lemmâ câehum bil hakkı min indinâ kâlûktulû ebnâellezîne âmenû meahu vestahyû nisâehum, ve mâ keydul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin). Böylece onlara katımızdan hak ile geldiği zaman: "Âmenû olanların oğullarını, kendileriyle beraber katledin (öldürün). Ve kadınlarını canlı bırakın!" dediler. Kâfirlerin tuzağı (hilesi) dalâletten başka birşey değildir.
NEML - 50 Ve mekerû mekran ve mekernâ mekran ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne). Ve hile düzenlediler. Ve Biz de (onlara) hile düzenledik, fakat onlar farkına varmadılar.
NEML - 51 Fenzur keyfe kâne âkıbetu mekrihim ennâ demmernâhum ve kavmehum ecmeîn(ecmeîne). Bundan sonra onların hilelerinin sonunun nasıl olduğuna bak ki, onları ve onların kavminin tamamını nasıl yok ettik.
TÛR - 42 Em yurîdûne keydâ(keyden), fellezîne keferû humul mekîdûn(mekîdûne). Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Lâkin tuzağa düşecek olanlar o kâfirlerdir.
FÂTIR - 10 Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr(yebûru). Kim izzet istediyse, işte izzet tamamen Allah’a aittir. Güzel kelimeler (sözler), O’na erişir. Onu, salih amel (nefs tezkiyesi) yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlar; onlar için şiddetli azap vardır. Ve onların tuzakları boşa gider.
FÂTIR - 42 Ve aksemû billâhi cehde eymânihim le in câehum nezîrun le yekûnunne ehdâ min ihdel umem(umemi), fe lemmâ câehum nezîrun mâ zâdehum illâ nufûrâ(nufûran). Ve Allah’a en kuvvetli yeminleri ile kasem ettiler. Eğer gerçekten onlara nezir gelirse, mutlaka en çok hidayete eren ümmetlerden biri olacaklarına. Fakat (bu), onlara nezir (uyarıcı) geldiği zaman onların nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı.
FÂTIR - 43 İstikbâren fîl ardı ve mekres seyyii, ve lâ yahîkul mekrus seyyiu illâ bi ehlih(ehlihî), fe hel yenzurûne illâ sunnetel evvelîn(evvelîne), fe len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen), ve len tecide li sunnetillâhi tahvîlâ(tahvîlen). Yeryüzünde kibirlendiler ve kötü hile düzenlediler. Oysa kötü hileler, sahibinden başkasına isabet etmez (ulaşmaz). Öyleyse onlar, evvelkilerin sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar (bekliyorlar)? Halbuki Allah’ın sünnetinde asla bir tebdil (değişiklik) bulamazsın. Ve Allah’ın sünnetinde asla bir tahvil (değişme) bulamazsın.
ENBİYÂ - 70 Ve erâdû bihî keyden fe cealnâ humul ahserîn(ahserîne). Ve ona tuzak kurmak istediler. Fakat Biz, onları daha çok hüsrana düşürdük.
Unutulmamalıdır ki resûller aleyhinde, sâdât ve küberâlar tarafından hazırlanan ve şerr gibi görünen her türlü hile, tuzak, iftira ve komplo kesinlikle resûl ve mü’minler için çok büyük bir hayra dönüşür. Çünkü Allah'tan gayrı bir güç yoktur. Her olay, ya Allah’ın takdiri veya Allah’ın müsaadesiyle oluşur. Allahû Tealâ ’nın kâfirlerin lehine ve mü’minlerin aleyhine hiçbir şeyi oluşturması mümkün değildir. İnkârcıların mü’minlere karşı kurdukları tuzaklar kendileri için derecat kaybına sebep olurken, müsaadeli kader tahtında bundan etkilenen resûl ve hak mü’minlerin de pozitif derecat kazanmasına sebep olur.
O halde her tuzak, resûl ve hak mü’minlerin faydasına, inkârcıların ise zararına olacak biçimde planlanmıştır. Hak mü’minlere karşı tuzak hazırlayan kişi, Allah’ın mü’minlere yaptığı yardımlardan dolayı daima mağlup olur. Allah mü’minlerin yardımcısı olarak onlara tuzak kurar, mü’min de yine Allah’ın emrettiği şekilde hiçbir değişiklik olmaksızın tuzağın bozulmasına şahit olur. Zâlimlerin resûle ve onunla birlikte hidayete ermişlere karşı kurdukları tuzağın, kendilerine zarar vereceği Kur’ân-ı Kerim’de şöyle bildirilmiştir:
ENFÂL - 42 İz entum bil udvetid dunyâ ve hum bil udvetil kusvâ ver rekbu esfele minkum, ve lev tevâadtum lehteleftum fîl mîâdi ve lâkin li yakdiyallâhu emren kâne mef'ûlen li yehlike men heleke an beyyinetin ve yahyâ men hayye an beyyineh (beyyinetin), ve innallâhe le semîun alîm(alîmun). Siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafı) idiniz ve onlar (da) vadinin uzak tarafında (Mekke tarafı) idiler ve kervan, sizden daha aşağıda idi. Ve şâyet sözleşseydiniz, zaman konusunda mutlaka anlaşmazlığa düşerdiniz. Ve fakat yapılması gerekli olan bir işin (emrin) yapılması, Allah’ın vukua getirmesi; helâk olanın bir beyyineden helâk olması için yaşayanın bir beyyine üzerine yaşaması içindir. Ve muhakkak ki Allah, mutlaka işitendir, bilendir.
EN'ÂM - 123 Ve kezâlike cealnâ fî kulli karyetin ekâbire mucrimîhâ li yemkurû fîhâ, ve mâ yemkurûne illâ bi enfusihim ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne). Ve işte böylece, her kasabada (şehirde) onun mücrimlerini (günah işleyenlerini), orada sahtekârlık (hile) yapmaları için liderler yaptık. Kendilerinden başkasını aldatmazlar ve farkında değiller.
Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın yolundan saptıran mücrimlerin kurdukları tuzağın, büyüklüğü ve şiddeti ne olursa olsun, Allah'ın kaderi karşısında bir sonuca varamayacağı belirtilmektedir. Resûllere karşı kurulan hileli düzenler, dışarıdan zâhir gözle bakanlar için onların güç duruma düştükleri olaylar gibi görünebilir. Ancak Allah'ın tuzak kuranlar için hazırlanmış bir tuzağı vardır ve Allah resûllere olan vaadini kesinlikle yerine getirecektir. Bu, Allah'ın değişmez bir kanunudur. Bu kanun birçok Kur’ân-ı Kerim âyetinde haber verilmiştir.
SÂFFÂT - 171 Ve lekad sebekat kelimetunâ li ibâdinel murselîn(murselîne). Ve andolsun ki gönderilen kullarımız için Bizim (daha önce) bir sözümüz geçti (onlara söz vermiştik).
SÂFFÂT - 172 İnnehum le humul mensûrûn(mensûrûne). Muhakkak ki onlar, mutlaka yardım edilecek olanlardır.
SÂFFÂT - 173 Ve inne cundenâ le humul gâlibûn(gâlibûne). Ve muhakkak ki gâlip gelecek olanlar, mutlaka Bizim ordularımızdır.
SÂFFÂT - 114 Ve lekad menennâ alâ mûsâ ve hârûn(hârûne). Ve andolsun ki Musa (A.S)’ı ve Harun (A.S)’ı ni’metlendirdik.
SÂFFÂT - 115 Ve necceynâ humâ ve kavme humâ minel kerbil azîm(azîmi). Ve ikisini ve onların kavimlerini kerbil azîmden (büyük üzüntüden) kurtardık.
SÂFFÂT - 116 Ve nasarnâhum fe kânû humul gâlibîn(gâlibîne). Ve onlara yardım ettik. Böylece gâlip gelenler onlar oldu.
MUCÂDELE - 21 Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz(azîzun). Allah: “Ben ve elçilerim mutlaka gâlip gelecek.” diye yazdı. Muhakkak ki Allah; Kavî’dir (kuvvetlidir), Azîz’dir.
MÂİDE - 56 Ve men yetevellallâhe ve resûlehu vellezîne âmenû fe inne hızbellâhi humul gâlibûn(gâlibûne). Ve, Allah’a ve O’nun Resûlü'ne ve âmenû olanlara dönen kimseler, artık muhakkak ki Allah’ın taraftarlarıdır, onlar gâlip olanlardır.
Resûllerin hayatı, inkâredenlerin tuzaklarına karşı kazanılan gâlibiyet örnekleriyle doludur
Örneğin;
Firavun bütün erkek çocukları öldürmüş, caydırıcı tedbirler almış, hak mü’minlere eziyet etmiş, ancak Hz. Musa (A.S)'ın hayatta kalmasını engelleyememiştir.
Kavmi, Hz. İbrâhîm (A.S)'a tuzak kurarak onu ateşe atmış, fakat Allahû Tealâ “ol” deyivermesiyle, ateşi bir gül bahçesine dönüştürerek onu kurtarmıştır.
Kardeşleri, Hz. Yusuf (A.S)'ı kuyuya atarak yok etmek istemişler ancak Allah onların bütün tuzaklarını tersine çevirerek, Hz. Yusuf (A.S)'ı kurtarıp hazinelerin başına getirmiştir.
Hz. İsa (A.S)'a da tuzak kurulmuş, onu öldürmek isterlerken, Allahû Tealâ Hz. İsa (A.S)'ı göğe yükseltmiş, yine hiç ummadıkları bir şekilde inkârcıların tuzaklarını bozmuştur.
O halde Allah dilediğini dilediği şekilde yaratan ve resûllerini mutlaka gâlip getirendir.
7.1 Allah’a ulaşma dileğini engelleyenlerin Resûllere kurduğu tuzakları Allah bozar