Allah’a ulaşmayı dilemedikleri gibi, başkalarının da dilemesine engel olan kâfirlerin resûllere kurduğu zâlimce tuzaklardan biri de, dünyanın o en üstün ve o en güzel ahlâklı insanlarını öldürmeye çalışmaktır. Zâlimlerin önde gelenleri hemen her devirde bu yola başvurmuşlardır. Resûl’ü ve ona ihsanla tâbî olan mü’min kimseleri yollarından döndürmek için, içlerinden bir kısmını öldürmüş ya da öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Özellikle resûlleri öldürerek Allah’ın dînini yok edebileceklerini, diğer îmân edenleri de bu şekilde dînlerinden döndürebileceklerini sanmışlardır. Kavminin Hz. Şuayb (A.S)’ı taşa tutup öldürme arzusu, inkâr edenlerin Allah yolunda olan kimselere karşı beslediği büyük kin ve düşmanlığın çarpıcı bir örneğidir. Allahû Tealâ bu konuyu Kur’ân-ı Kerim’de şöyle bildirmektedir:

HÛD - 91 Kâlû yâ Şuaybu mâ nefkahu kesîren mimmâ tekûlu ve innâ le nerâke fînâ daîfâ(daîfen), ve lev lâ rahtuke le recemnâke ve mâ ente aleynâ bi azîz(azîzin). Şöyle dediler: “Ya Şuayb, senin söylediklerinin çoğunu biz anlamadık! Ve gerçekten biz, seni içimizde zayıf görüyoruz. Ve senin rahtın (sana destek olan gurubun) olmasaydı mutlaka seni taşlardık. Ve sen, bize karşı üstün değilsin.”

Firavun ve yakın çevresi de Hz. Musa (A.S)'ı öldürmek için planlar kurmaktayken, Hz. Musa (A.S), Allah'ın yardımıyla onların bu tuzaklarından haberdar olmuş ve kurtulmuştur.

KASAS - 20 Ve câe raculun min aksal medîneti yes’â kâle yâ mûsâ innel melee ye’temirûne bike li yaktulûke fahruc innî leke minen nâsıhîn(nâsıhîne). Ve şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: "Ey Musa! (Kavmin) ileri gelenleri mutlaka seni öldürme emrini vermek için konuşuyorlar. Öyleyse hemen (şehirden) çık. Muhakkak ki ben, sana öğüt verenlerdenim." dedi.

Zâlimlerin, resûlleri etkisiz hale getirebilmek ve öldürebilmek gayesiyle başvurdukları kaçırma ve bir yerde yalnız hapsetme gibi yöntemleri de vardır. Örneğin daha önce de bahsettiğimiz gibi Hz. Yusuf (A.S), kardeşleri tarafından kuyuya bırakılarak çevre şartları, açlık veya susuzluk içerisinde ölüme terk edilmiştir.

Hz.İbrâhîm (A.S)'ın kavmi ise, onların putlarını kıran ve aşağılayan bu kutlu Peygamberi ateşe atacak kadar azgınlık göstermişlerdir. Ancak Allah’a ulaşmayı dilemeyen zâlimlerin, İbrâhîm (A.S)’ı yakma çabaları boşa çıkmış ve Allah Resûl’ünü bu ümitsiz gibi görünen durumdan mucizevî bir biçimde kurtarmıştır.

ANKEBÛT - 24 Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlûktulûhu ev harrýkûhu fe encâhullâhu minen nâr(nâri), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne). Buna rağmen onun kavminin (İbrâhîm (A.S)’a) cevabı: "Onu öldürün veya yakın!" demekten başka bir şey olmadı. Bunun üzerine Allah, onu ateşten kurtardı. Bunda muhakkak ki mü’min kavim için elbette âyetler (ibretler) vardır.

Mâide suresinin 67. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi resûller, Allah'ın koruması altındadırlar.

MÂİDE - 67 Yâ eyyuhâr resûlu bellıg mâ unzile ileyke min rabbike ve in lem tef’al fe mâ bellagte risâletehu vallâhu ya’sımuke minen nâs(nâsi) innallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne). Ey Resûl! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O’nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allâh, kâfirler kavmini hidayete erdirmez.

Bu âyet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi zâlimler, Allah'ın dilemesi dışında, ne mü’minlere ne de resûle hiçbir zarar veremezler.

6.4 Resûl’ü öldürmeye kalkışmaları