Bugün Kur’ân’dan değil, el yazması kitaplardan insanlara öğretilen akaidin temel kaidesi şöyle ifade edilmektedir: “Nebîler kendilerine kitap verilmeyen peygamberlerdir.” İşte bu kaide, Kur’ân-ı Kerim’e bütünüyle ters düşmektedir.
Daha evvel de ifade ettiğimiz gibi Allahû Tealâ kitabı ve nübüvveti(peygamberliği) beraberce verdiğini ifade etmektedir. Bu durumda Nübüvvet, kitaba (her peygamber zamanında mutlaka aynı şeriatı ihtiva eden kitaba) eşit olmaktadır. Nitekim nebîlerin sonuncusuna verilen kitap, son şeriat kitabı olan Kur’ân-ı Kerim’dir. Allah’ın kendisine kitap ve hikmet verdiği Nebî, insanlara tebliğ ettiği için aynı zamanda bir resûldür.
ÂLİ İMRÂN - 79 Mâ kâne li beşerin en yu’tiyehullâhul kitâbe vel hukme ven nubuvvete summe yekûle lin nâsi kûnû ıbâden lî min dûnillâhi ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bi mâ kuntum tuallimûnel kitâbe ve bimâ kuntum tedrusûn(tedrusûne). Bir insan için, Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra onun insanlara; “Allah'tan başka bana kul olun” demesi olamaz (mümkün değildir). Fakat, sizin kitabı tedris etmiş (okuyup öğrenmiş) olmanız ve öğretiyor olmanızdan dolayı ancak: “Rabbâni (kendini Rabb'e adamış) kullar olunuz” der.
Allahû Tealâ kitapları, o kitaptaki şeriat hükümleri ile hükmetmek üzere peygamberlere (nebîlere)vermiştir. Hz. İbrâhîm'e, Hz. İsmail'e, Hz. İshak'a, Hz. Yakub'a, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya onların nebîler olduğunu vurgulayarak kitap indirdiğini âyetlerde bildirmektedir.
ÂLİ İMRÂN - 84 Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne). “Allah'a ve bize indirilene ve İbrâhîm (A.S)'a, İsmâil (A.S)'a, İshâk (A.S)'a, Yâkub (A.S)'a ve Yâkub oğulları’na indirilenlere, Hz. Mûsâ'ya ve Hz. Îsâ'ya ve nebilere Rab'leri tarafından verilenlere îmân ettik. Onların arasından birini (diğerlerinden) ayırdetmeyiz. Ve biz O'na (Allah'a) teslim olanlarız.” de.
NİSÂ - 105 İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı li tahkume beynen nâsi bimâ erâkallâh(erâkallâhu). Ve lâ tekun lil hâinîne hasîmâ(hasîmen). Muhakkak ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hükmetmen için Biz, sana Kitab'ı hak olarak indirdik. Ve ihanet edenlere taraftar olma.
EN'ÂM - 89 Ulâikellezîne âteynâhumul kitâbe vel hukme ven nubuvveh(nubuvvete), fe in yekfur bihâ hâulâi fe kad vekkelnâ bihâ kavmen leysû bihâ bi kâfirîn(kâfirîne). İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Onlar eğer, onu inkâr ederlerse artık, onu inkâr etmeyecek bir kavmi ona vekil ederdik.
MERYEM - 30 Kâle innî abdullâhi, âtâniyel kitâbe ve cealenî nebiyyâ(nebiyyen). (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”
3.6 Nebî Resûller’e Tâbî Olmak