Allahû Tealâ birçok âyet-i kerimesinde hidayetle ve risaletle vazifeli olmayan Resûllerden söz etmektedir.

Yusuf suresinin 50. âyet-i kerimesinde Hz. Yusuf ’a gönderilen alelâde bir haberci resûl olarak adlandırılmıştır.

YÛSUF - 50 Ve kâlel meliku’tûnî bihî, fe lemmâ câehur resûlu kâlerci’ ilâ rabbike fes’elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta’ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun). Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Böylece ona, resûl (ulak, haberci) geldiği zaman Yusuf (a.s): “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onların hilelerini en iyi bilendir.

Neml suresinin 35.âyet-i kerimesinde Belkıs’ın Hz. Süleyman’a gönderdiği elçiler, Resûller olarak adlandırılmıştır.

NEML - 35 Ve innî mursiletun ileyhim bi hediyyetin fe nâzıratun bime yerciul murselûn(murselûne). Ve muhakkak ki ben onlara hediye ile resûller göndereceğim. Böylece bakalım resûller (elçiler) ne ile dönecekler?

En’am suresinin 61. âyet-i kerimesinde ölüm meleklerinden resûl olarak söz edilmiştir.

EN'ÂM - 61 Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne). Ve O, kullarının üstünde kahhardır (kuvvet ve güç sahibidir). Ve üzerinize muhafaza edici (koruyucu) gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu resûllerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler.

Zuhruf suresinin 80. âyet-i kerimesinde kiramen kâtibin melekleri için de resûl kelimesi kullanılmıştır.

ZUHRÛF - 80 Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sırrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne). Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını işitmeyeceğimizi mi zannediyorlar? Hayır, onların yanında resûllerimiz (elçilerimiz) (herşeyi) yazıyorlar.

Ankebût suresinin 31. âyet-i kerimesinde azap melekleri için de resûl kelimesi kullanılmıştır.

ANKEBÛT - 31 Ve lemmâ câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ, kâlû innâ muhlikû ehli hâzihil karyeh(karyeti), inne ehlehâ kânû zâlimîn(zâlimîne). Ve Bizim resûllerimiz İbrâhîm’e müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Muhakkak ki biz, bu ülkenin halkını helâk edeceğiz. Çünkü bu belde halkı zalim oldular."

Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’inde cin resûllerden de söz etmektedir.

EN'ÂM - 130 Yâ ma’şerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrathumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne). Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.

Bu âyet-i kerimede gene “resûl” kelimesi kullanılmaktave cinlere; “Size kendi içinizden Resûller (rusulun minkum) gelmedi mi?” diye sorulmaktadır. Hiçbir devrede cinlerden bir peygamber çıkmamıştır. O halde âyet-i kerimede geçen “resûl” kelimesinin peygamber olmadığı muhakkaktır.

Hacc-75’de Allahû Tealâ meleklerden ve insanlardan resûller seçtiğini ifade etmektedir.

HACC - 75 Allâhu yastafî minel melâiketi rusulen ve minen nâsi, innallâhe semîun basîr(basîrun). Allah, meleklerden ve insanlardan resûller seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir.

Âyet-i kerimden de anlaşıldığı üzere Allahû Tealâ meleklerden de, insanlardan da, cinlerden de resûller seçmektedir. Ancak peygamberleri sadece ve sadece insanlardan seçmektedir. Hiç kimsenin bir cin peygamberden bahsettiği görülmemiştir. Ya da bir melek peygamber asla olmamıştır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’inde alelâde bir ulak için dahi “resûl” kelimesini kullanmaktadır. Kaldı ki, cinlerden nebî olduğuna dair hiç bir âyet ve hiçbir bir hadîs yoktur. Devrin imamının da böyle bir açıklaması olmamıştır. Bilinmesi gereken odur ki; her resûl aynı zamanda nezirdir; uyarıcıdır. Nezir ve resûlün temel özelliği, vehbî olup hikmet sahibi olmalarıdır. Bütün nezir ve resûller yaratılıştan seçilmişlerdir. Ama velî mürşidlik kesbîdir.

BİRİNCİ DELİL 

1.1.2.1. Risaletle vazifeli olmayan Resûller