Kur’ân-ı Kerim'e göre nebîler, kendilerine kitap verilen peygamberlerdir.
Âli İmrân Suresinin 81. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ Nebîlere; “...size kitap ve hikmet verdim...” diye seslenmektedir.
ÂLİ İMRÂN - 81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne). Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Meryem Suresinin 30. âyet-i kerimesinde ise Hz. İsa (A.S) 'a kitap verilerek O'nun Nebi (Peygamber) kılındığı açıkça ifade edilmiştir.
İKİNCİ SIR
MERYEM - 30 Kâle innî Abdullâh (Abdullâhi), âtâ niyel kitâbe ve cealenî nebîyyâ (nebîyyen). (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”