1. Safha: "Allah'a Ulaşmayı Dilemek"
Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükrederiz ki; bizleri bir zikir sohbetinde, Kur'ân-ı Kerim'in en hayati konusu olan Allah'a ulaşmayı dilemek kavramı üzerinde bir araya getirdi. Bu konu, insanın ebedi hayatını belirleyen en temel ayrımdır: Ya kurtuluş ve ebedi saadet ya da hüsran ve ebedi cehennem. Üçüncü bir seçenek yoktur.
İslâm'ın olmazsa olmaz şartı, Allah'a ulaşmayı dilemektir. Bir kişi, ruhunu ölmeden evvel Allah'a ulaştırmayı dilemezse, bu niyetin sahibi değilse, üzerine 12 defa farz kılınan bu emri yerine getirmemiş demektir ve kurtuluşu mümkün değildir. Allahû Tealâ, cennetin anahtarını kulunun eline "Bana ulaşmayı dile" diyerek vermiştir.
Allah'a Ulaşmayı Dilememenin Hükmü
Kur'ân-ı Kerim, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin durumunu Yûnus Suresi'nde açıkça ortaya koymaktadır:
10/YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8: İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Ayetlerde belirtildiği üzere, Allah'a mülâki olmayı dilemeyenler dünya hayatıyla yetinirler ve Allah'ın ayetlerinden gâfil kalırlar. Bu gafletin ve dilememenin sonucu, kazanılan dereceler itibarıyla cehennemdir.
Hüsran ve Mizan Dengesi
Cehenneme gidenler, "kaybettikleri dereceler kazandıklarından fazla olanlar" yani hüsranda olanlardır. Mu'minûn Suresi bu dengeyi şöyle açıklar:
23/MU'MİNÛN-102: O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
23/MU'MİNÛN-103: Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Allah'a ulaşmayı dilemeyen herkes hüsrandadır. Ancak kim bu dileğin sahibi olursa, o kişi hüsrandan kurtulur ve cennetin kapısını aralar.
Allah'ın Vaadi: Mutlaka Ulaştırır
Yûnus Suresi'ndeki hükmün tam tersi, Ankebût Suresi 5. ayetinde müjdelenmiştir:
29/ANKEBÛT-5: Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
Allahû Tealâ, Kendisine ulaşmayı dileyen kulunun ruhunu, tayin ettiği zamanda mutlaka Kendisine ulaştıracağını garanti etmektedir. Bu süreçte aktif olan özne Allah'tır. Kul sadece talep eder, ulaştıran ise Rabbimizdir. Bu hakikat Şûrâ Suresi'nde detaylandırılmıştır:
42/ŞÛRÂ-13: (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); "Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın." diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Burada kilit kavram "Men yunîb" (O'na yönelen) ifadesidir. Kim Allah'a yönelirse, Allah onu Kendisine ulaştırır.
Âmenû Olmak ve Takva Sahiplerinin Mükâfatı
Allah'a ulaşmayı dileyenler Kur'ân literatüründe âmenû olanlardır. Hûd Suresi 29. ayette Hz. Nuh, âmenû olanların mutlaka Rablerine mülâki olacaklarını vurgular. Bu bir süreçtir ve bu süreçte kişi Allah'a verdiği misakı yerine getirir.
3/ÂLİ İMRÂN-76: Hayır, (öyle değil)! Kim (Allah ile olan) ahdini yerine getirir ve takva sahibi olursa, o taktirde muhakkak ki Allah, takva sahiplerini sever.
Takva sahipleri için vaat edilen yer ise cennettir (Âli İmrân-15, 198; Kaf-31).
Yedi Safhada Hidayet ve Âmenû Olmak
Hidayet ve âmenû olma süreci kademeli bir yükseliştir:
- 3. Basamak: İlk âmenû oluş (Allah'a ulaşmayı dilemek).
- 14. Basamak: Mürşide tâbiiyet (2. âmenû oluş).
- 21. Basamak: Ruhun Allah'a ulaşması (3. âmenû oluş - Hidayet).
- 25. Basamak: Fizik vücudun teslimi.
- 27. Basamak: Nefsin teslimi.
- 28. Basamak: İrşada ulaşma ve iradenin teslimi.
Dilek Anında Gerçekleşen İlahi İşlemler
Bir kişi Allah'a ulaşmayı dilediği anda, Allah o kişinin kalbindeki talebi işitir, bilir ve görür. Hemen Rahîm esmasıyla tecelli eder ve kişi üzerinde 7 tane manevi işlem gerçekleştirir:
- Gözlerdeki hicab-ı mesture alınır.
- Kulaklardaki vakra (manevi sağırlık) alınır.
- Kalpteki ekinnet (idraksizliği sağlayan mühür) alınır.
- Kalbe ihbat (idrak) konulur.
- Kalbin nur kapısı Allah'a çevrilir.
- Göğüsten kalbe nur yolu açılır.
- Kişi huşû sahibi olur.
Bu işlemlerle birlikte, kişinin geçmiş günahları örtülür. Günahlar örtülünce, kişinin sevapları otomatik olarak günahlarından fazla hale gelir. Bu kişi o anda vefat etse bile, sevapları ağır bastığı için (Mu'minûn-102 gereği) cennete ehil olur.
Cehennemdekilerin Pişmanlığı: İşitmek ve Akıl Etmek
Mülk Suresi'nde cehennem bekçileri ile oradakiler arasındaki diyalog, bu mekanizmanın önemini gözler önüne serer:
67/MULK-8: (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: "Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?" diye sordu.
67/MULK-9: Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: "Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik."
67/MULK-10: Ve: "Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık." dediler.
Cehennemdekilerin "işitmiş veya akıl etmiş olsaydık" demeleri, dünyadayken Allah'a ulaşmayı dilemedikleri için kulaklarındaki vakranın ve kalplerindeki ekinnetin alınmadığını gösterir. Onlar, uyarıcıları (nezirleri/mürşidleri) dalâlette görmüş ve Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardır.
Sonuç: Kolaylaştırılan Din ve Kurtuluş
Allahû Tealâ, Bakara Suresi 185. ayette "Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez" buyurmaktadır. Dinden ve kurtuluştan daha kolay bir şey yoktur; zira tek şart samimi bir dilektir. "Yarabbi, ben de Sana ulaşmak, ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum" diyen bir kul, 1. kat cennetin anahtarını eline almış demektir. Geri kalan tüm aşamalar (mürşide ulaşma, ruhun teslimi, nefsin tezkiyesi) Allah'ın yardımı ve garantisi altındadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Allah'a ulaşmayı dilemek tam olarak ne demektir?
Kişinin hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırmayı kalben, samimiyetle istemesidir. Bu, İslâm'ın olmazsa olmaz şartı ve kurtuluşun başlangıç noktasıdır.
Allah'a ulaşmayı dilemeyen kişinin akıbeti nedir?
Yûnus Suresi 7 ve 8. ayetlere göre, Allah'a ulaşmayı dilemeyenler dünya hayatından razı olan gâfillerdir ve gidecekleri yer cehennemdir.
Hüsranda olmak ne anlama gelir?
Mu'minûn Suresi 103. ayetine göre, günahları sevaplarından fazla olanlar hüsrandadır. Allah'a ulaşmayı dilemeyen herkesin günahları sevaplarından fazladır.
Bir kişi Allah'a ulaşmayı dilerse günahları ne olur?
Allah'a ulaşmayı dileyen kişinin kalbindeki bu talep Allah tarafından görülür görülmez, Rahîm esması tecelli eder ve kişinin günahları örtülür. Böylece sevapları günahlarından fazla hale gelir.
Allah'a ulaşmayı dileyip hemen ölen kişi cennete gider mi?
Evet. Dilek sahibi olduğu anda günahları örtüldüğü ve sevapları ağır bastığı için, hiçbir amel yapmaya fırsat bulamasa bile 1. kat cennete gider.
Hicab-ı mesture, Vakra ve Ekinnet nedir?
Bunlar manevi engellerdir. Hicab-ı mesture: Hakkı görmeyi engelleyen perde. Vakra: Hakkı işitmeyi engelleyen kulak ağırlığı. Ekinnet: İdraki engelleyen kalp mührüdür. Sadece Allah'a ulaşmayı dileyenlerden alınır.
Allah kimleri seçer?
Şûrâ Suresi 13. ayete göre Allah dilediğini seçer. Ancak başkalarını Allah yolundan men eden, zalim ve bozguncular seçilmez. Seçilenlerden kim Allah'a yönelirse (dilerse), Allah onu Kendisine ulaştırır.
Niyet neden amelden üstündür?
Çünkü samimi bir niyet (Allah'a ulaşmayı dilemek), kişiyi doğrudan cehennemden kurtarıp cennete ehil hale getirir. Ameller (namaz, oruç vb.) bu dilek olmadan kişiyi kurtuluşa ulaştıramaz.
İrşad makamına (Mürşide) ulaşmak şart mıdır?
Allah'a ulaşmayı dileyen kişiye Allah mürşidini gösterir. Mürşide tâbiiyet, manevi yolculuğun (seyr-i sülûk) ikinci safhasıdır ve ruhun Allah'a ulaşması için gereklidir.
Cehennem bekçileri insanlara ne sorar?
Mülk Suresi'nde belirtildiği gibi "Size bir uyarıcı (nezir) gelmedi mi?" diye sorarlar. Cehennemdekiler ise uyarıcıyı yalanladıklarını ve Allah'ın bir şey indirmediğini iddia ettiklerini itiraf ederler.