6. Safha: "İrşada Ulaşmak | Muhlis Olmak"
Manevi yolculukta makamların analizi yapıldığında, Ulûl'elbab makamına ulaşan bir kişinin henüz irşada erişmediği görülmektedir. Bu aşamada kişi, Allahû Tealâ tarafından İhlâs Makamı'na hazırlanmaktadır. Ulûl'elbab makamı, kişinin daimî zikir noktasına ulaştığı, lübblerin (sır hazinelerinin) sahibi kılındığı ve yer katlarının kendisine gösterildiği önemli bir merhaledir.
Tövbe-i Nasuh ve Muhlis Olma Süreci
Kişinin manevi tekamülünde öyle bir gün gelir ki, Allahû Tealâ tarafından Tövbe-i Nasuh'a davet edilir. Bu davet, kişinin muhlis olması için yeterli ve gerekli sebeptir. Allahû Tealâ huzurunda gerçekleştirilen bu tövbe, "mensuh olmayan", yani değiştirilmesi ve bozulması mümkün olmayan bir tövbedir.
Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği üzere, iblisin dahi tesir edemediği zümre muhlis kullardır:
38/SÂD-82: (İblis): "Bundan sonra Senin izzetine (andolsun ki) onların hepsini mutlaka azdıracağım." dedi.
38/SÂD-83: Onlardan Senin muhlis kulların hariç.
İrşadın Gerçekleştiği Nokta
Kişinin Tövbe-i Nasuh ile tövbe ettiği an, irşad olduğu yerdir. Bu tövbe kalıcıdır ve kişi ömrü boyunca bu tövbenin bozulmadığı bir manevi koruma altında yaşar. İrşad olmanın Allahû Tealâ tarafından kabul edildiği ve kişiye manevi bir paye verildiği özel bir statü mevcuttur.
Kişi mürşidine ilk tâbî olduğu zaman günahları örtülmüş ve sevaba çevrilmişti. Tövbe-i Nasuh aşamasında da benzer bir ilahi işlem gerçekleşir:
- Kişinin günahları örtülür.
- Örtülen günahlar sevaba çevrilir.
- Kendi Ruhu kişinin başının üzerine gelir.
Bu aşamaya kadar kişinin başının üzerinde devrin imamının ruhu ve nuru bulunurken, Allahû Tealâ bu noktada kişinin kendi ruhunu, yeni bir nur olarak başının üzerine ulaştırır. Bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte Allahû Tealâ o kişiye şu hitapta bulunur:
"İrşada memur ve mezun kılındın."
Zikirden Tesbihe Geçiş: İrade Boyutu
İrşad makamına ulaşan kişi daimî zikir halindedir; ancak bu zikir artık bir "tesbih"e dönüşür. Eğer kişi irşad makamına tayin edilecek seviyede birisi ise, cüz'i iradesiyle başlattığı zikri artık Küllî İrade devralır ve devam ettirir. Bu, "Allah" kelimesinin kesintisiz devamı sistemidir.
Şayet kişi bir Velî Resûl veya Nebî Resûl ise, devreye giren irade Küllî İrade değil, İlâhi İrade'dir. Bu noktada gerçekleşen eylem, İlâhi İrade'nin tesbihidir. Peygamber Efendimiz (S.A.V), Hz. İsa (A.S) ve Hz. Musa (A.S) gibi peygamberler bu küllî zikrin ve tesbihin sahipleriydi.
Nübüvvet ve Velayet Dengesi
Devrin imamı peygamberler olduğu dönemde, bu makam nübüvvet (peygamberlik) ile temsil edilirdi. Ancak Peygamber Efendimiz (S.A.V) son peygamberdir ve O'nunla birlikte peygamberlik müessesesi sona ermiştir. Kur'an-ı Kerim bu durumu açıkça belirtir:
33/AHZÂB-40: Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah'ın Resûl'ü ve Nebîler'in (Peygamberler'in) Hatemi'dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
İşte böyle olunca nübüvvet müessesesi sona ermiştir. Ama, velî resûller kıyâmete kadar devrin imamları olarak görev yapacaklardır. Ayrıca her kavimde, bütün devirlerde Allah'ın bir resûlü, o kavmin içinde, o kavmin lisanıyla konuşan bir resûlü daima hayatta olacaktır.
Sonuç: Mürşid Olmanın Temeli
Özetle, irşad olmak kişisel bir olgudur ve Allah'ın yardımı ile gerçekleşir. Tövbe-i Nasuh, son manevi işlemlerin yapılabilmesi için bir köprüdür. Kişi irşad olduğunda mürşid olmak için hazırlığını tamamlamış olur. Muhlis olmak ve irşad olmak; mürşid olmanın temelidir. Kişi bu seviyeye ulaştığında, İlâhi İrade veya Küllî İrade o kişinin üzerinde kesintisiz bir şekilde icra edilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ulûl'elbab makamına gelen kişi irşad olmuş sayılır mı?
Hayır, olmamıştır. Ulûl'elbab makamı daimî zikre ulaşılan, sır hazinelerinin sahibi olunan bir makamdır ancak kişi henüz irşada ulaşmamıştır. Allahû Tealâ bu kişiyi ihlâs makamına hazırlamaktadır.
Tövbe-i Nasuh nedir?
Tövbe-i Nasuh; Allahû Tealâ'nın huzurunda yapılan, mensuh olmayan (değiştirilmesi mümkün olmayan) ve kesin bir tövbedir. Kişinin muhlis olması için bir geçiş kapısıdır.
Tövbe-i Nasuh bozulabilir mi?
Hayır. Kim Tövbe-i Nasuh'la Allahû Tealâ'nın huzurunda tövbe ederse, bu kalıcı bir tövbedir. Hiçbir olay bu kişinin tövbesini bozamaz ve kişi ömrü boyunca bu güvence altında yaşar.
İrşad olduğunda kişinin günahlarına ne olur?
Tövbe-i Nasuh ile irşad gerçekleştiğinde, Allahû Tealâ kişinin günahlarını örter ve bu günahları sevaba çevirir.
İrşad makamında kişinin başının üzerinde hangi ruh bulunur?
Mürşide ilk tâbî olunduğunda devrin imamının ruhu kişinin başındadır. Ancak irşad makamına (Tövbe-i Nasuh sonrası) gelindiğinde, Allahû Tealâ kişinin kendi ruhunu bir nur olarak başının üzerine getirir.
İrşad olan kişiye Allah tarafından hangi yetki verilir?
Allahû Tealâ, tüm manevi işlemler tamamlandıktan sonra o kişiye "İrşada memur ve mezun kılındın" cümlesi ile hitap eder.
Zikir ve Tesbih arasındaki fark nedir?
Zikir kişinin kendi iradesiyle yaptığı bir eylemdir. İrşad makamında ise zikir tesbihe dönüşür; çünkü eylem artık kişinin cüz'i iradesiyle değil, Küllî İrade (veya duruma göre İlâhi İrade) tarafından kesintisiz sürdürülür.
Küllî İrade ile İlâhi İrade arasındaki fark nedir?
İrşad makamına tayin edilen velilerde zikri Küllî İrade devam ettirir. Ancak kişi bir Velî Resûl veya Nebî Resûl ise, devreye giren irade doğrudan İlâhi İrade'dir.
Peygamberlik (Nübüvvet) devam ediyor mu?
Hayır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile birlikte nübüvvet müessesesi sona ermiştir (Ahzâb-40). Ancak velî resûller (mürşidler) kıyamete kadar görev yapmaya devam edecektir.
Mürşid olabilmek için ön şart nedir?
Mürşid olabilmenin temeli; kişinin muhlis olması, Tövbe-i Nasuh'u gerçekleştirmesi ve irşad olmasıdır. Kişi önce kendisi irşad olmalıdır ki, başkalarını irşad edebilecek hüviyete ulaşsın.