Gönül Dostları I Dr. Abdulcabbar Boran ile Dr. Kerim Güç

27 Haziran 2026


Gönül Dostları İle Maneviyata Yolculuk: Zamanı Aşan Kadim Hakikatler

Modern dünyanın maddiyat merkezli sığ sularında yönünü kaybetmiş insanlık için kadim doğu irfanı, sığınılacak en güvenli liman olmaya devam ediyor. Gönül Dostları programının bu özel bölümünde, yüksek fizik mühendisi, mutasavvıf ve yazar Dr. Abdulcabbar Boran ile Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kerim Güç, insan maneviyatının derinliklerine uzanan ezber bozucu bir projeksiyon tutuyor. Yayında, Hz. Muhammed (S.A.V.) önderliğinde inşa edilen Medine şehirleşme modelinin mimari algısından, modern kuantum fiziğinin belirsizlik teorilerine kadar geniş bir yelpazede insanın varoluş serüveni masaya yatırılıyor.

Furkan Olan Kur'an ve Kabil-Habil Paradigması

Uzman bir bakış açısıyla tasavvufun bir fantezi değil, Kur'an-ı Kerim'in bizzat hayata tatbik edilme zorunluluğu olduğunu vurgulayan Dr. Abdulcabbar Boran, sahabenin asr-ı saadete ulaşmasını sağlayan 7 safha ve 4 teslim modelini ayetlerle formüle ediyor. Dr. Kerim Güç ise "kal" (söz) aşamasında kalan Kabil ile "hâl" ehli olan Habil arasındaki kadim çatışmayı günümüzün entelektüel krizlerine uyarlıyor. İkilik sisteminden kurtulup tekliğin sırrına ermenin tek yolunun kalbe inen bir zikir ve nefs tezkiyesi (arınma) süreci olduğu, programın teknik ve manevi derinliğini gözler önüne seriyor.

Deccal İllüzyonu ve İki Gözün Uyanışı

Batı medeniyetinin sadece akla dayanan deterministik sisteminin insanı nasıl tanrıcılık oyununa ittiğini eleştiren konuklar, bugünün en büyük tehlikesine, yani "insanın manevi gözünü kör eden tek gözlü Deccal sistemine" dikkat çekiyor. Paranın, maddenin ve sadece görünen dünyanın esiri olan insanın, ancak ruhun Allah'a hicretini başlatacak bir mürşid-i kamil eliyle uyanabileceği, sufizm dilinde "yakaza" (alarmda olma) olarak nitelendirilen bu uyanışın hayatı nasıl bir "berrak rüya" (lucid dream) sakinliğine ulaştıracağı çarpıcı analojilerle aktarılıyor.

Öz Kültüre Dönüş: Alim ve Arif Dengesi

Osmanlı'nın yükseliş dönemindeki ilim ve irfan düzeyinin sırrını, Davud-i Kayseri'nin medrese ile tekkeyi, yani alim ile arifi birleştiren muazzam paradigmasında arayan bu ufuk açıcı sohbet, batılılaşma sancılarına karşı kendi öz kültürümüzün reçetesini sunuyor. Bir ayağı gelenekte sabit, diğer ayağıyla dünyayı gezen Mevlana sema metaforu eşliğinde; öfkeyle dolup taşan modern şehir insanının, trafikteki karmaşanın ve toplumsal buhranların yegane şifası zikir ve Kur'an bütünlüğünde açıklanıyor. Ruhunu vuslata erdirmek ve dünyayı kendine bir asr-ı saadet kılmak isteyen tüm hakikat arayıcılarının bu sunumu soluksuz izlemesi gerekiyor.

Transkripti Görüntüle